Editör ( ... ) - 24.05.2007 |
(.!?) / 24.05.2007 10:56:58 |
|
Hafıza... Rengi, kirli beyaz, mat... Ama hafif yağlı. Macun gibi. Rulosundan bozup, şekil verebiliyorsun, iri taneler halinde ufalamak mümkün. Kokusuz. Sinsi yani... 3 bin derece ısı veriyor. Basıncı, dehşet. Bozulmuyor. Al, 15 yıl sakla. Nedir bu? A4. Ankara'da patlayan... Portekiz malı. Irak'tan ithal. Küçücük. El kadar. Komple plastik. Minicik iğnesi dışında metali yok... Bu yüzden dedektörle bile yakalayamıyorsun. Bu nedir? Mayın. İtalyan. Hatırlayalım... Kasım 1998. Hürriyet gazetesi. Öcalan'a villa tahsis edildiği dönemde İtalya'nın Başbakanı olan D'Alema, ne demiş? "PKK'ya mayın sattık." Biraz daha hatırlayalım... Haziran 1999. İmralı duruşması. Öcalan anlattı. Anadolu Ajansı tüm dünyaya servis yaptı. Gazeteler de yazdı. "Yunanistan, bomba dahil, eğitim verdi, ağır silahlar sağladı. Güney Kıbrıs Rum Kesimi, geçişler ve pasaportlar için yardım etti. Buradan aktarılan paralar, kiliseler aracılığıyla verildi. Paramız Avrupa'da. Çeşitli bankalara yatırılıyor. Ağırlık İsviçre'de... Arşivimiz dağınık, daha çok Avrupa'da... Kazakistan ve Azerbaycan'daki temsilciliklerimiz çok güçlü. Moskova'daki temsilciliğimiz, bunlara para desteğinde bulunuyor. Bayan Mitterand'ın ilişkileri var, doğru. Yugoslavya'da eğitim yaptırdık. İran'da hastanemiz var. Asala ile ilişkimiz oldu. İngiltere, Kürt üzerinde derin bir politikanın sahibi; 150 yıldır... Lord Avebury ile görüştüm. İtalya'da da bir lordla görüştüm. Almanya'da çok sayıda örgüt mensubu var. Alman Senatör Lummer ile Şam'da görüştüm. Almanya'da eylem yapmamamız için benden yardım istedi. Siyasi eğitim merkezi Hollanda... Evler tuttuk, Hollanda makamları ses çıkarmaz. Belçika'da güçlü temsilciliklerimiz var." Ki, o zamanlar... Henüz komşumuz olmamıştı ABD. Unutursan bunları... Bak, Ankara'nın göbeğine... Böyle hatırlatırlar. H Ve, ısrarla ısrarla ısrarla ısrarla, diyor ki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt: "Terör örgütünün arkasındaki kurumlara bakmamız lazım... Kim besliyor bunları? Bunlara bakmamız lazım... Başka bir şey söylemeyeceğim." Daha ne desin? "Yaşasın AB... Bizi demokratikleştirecekler" diye havayi fişek patlatanlara soruyorum... Daha ne desin? Yayın tarihi: 24 Mayıs 2007, Perşembe Yılmaz Özdil |
(???) / 24.05.2007 11:00:21 |
|
Terör durmaz... BU terör durmaz. Çünkü terör örgütü PKK’nın arkasında Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi ve ABD var. ABD; biliyorsunuz bizim arkadaşların "strateji ortağı". ABD’nin Kuzey Irak stratejisi ne?.. Bir Kürt devleti... ABD Silahlı Kuvvetleri’nin resmi internet sitesindeki haritaya göre, bu Kürt devletinin sınırlarının içine nereler giriyor?.. Bizim Güneydoğu... PKK’nın elindeki silahlar ne? ABD malı. ABD kim?.. "Strateji ortağı" arkadaşların. PKK’nın kampları, eğitim alanları, lojistik destek merkezleri, büroları, Türkiye’deki saldırı planlarının yapıldığı yer nerede?.. ABD’nin denetimindeki bölgede. ABD neyi arkadaşların?.. "Strateji ortağı..." Beyaz Saray’da cumhurbaşkanı gibi karşılanan ve en üst düzeyde protokol uygulanan Barzani, "Türkiye PKK’ya yönelik operasyon yapar da sınırlarımıza karışırsa, biz de Türkiye’yi karıştırırız" sözünü ilk nerede söyledi?.. ABD’de... PKK’ya kimin onayı ve bilgisi içinde destek veriyor Kürtler?.. ABD’nin... Arkadaşların "strateji ortağı" kim?.. ABD... ABD, Kuzey Irak Kürt yönetimine ve PKK’ya destek verirken, aynı zamanda Türkiye’deki bu seçimlerde kimi destekliyor?.. Arkadaşları... Arkadaşların; canına okuyup gücünü yok etmek istedikleri Türkiye’deki ilk kurum hangisi?... PKK ile can pazarında mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri... Kime güveniyor arkadaşlar?.. ABD’ye... ABD kimdir?.. Arkadaşların "strateji ortağı"... Sizce bu terör biter mi?.. Bekir Coşkun |
Uyumsuz PenGuen... / 24.05.2007 12:01:39 |
|
DÜNKÜ YORUMLARDAKİ PETROL KONULU POLEMİK ÜSTÜNEDİR.. ''ömer bazen şaşıyorum sana, bir insan neden bir palavracı iLe Lakırdar ki.. adı üstünde ))) palavracı arkadaşın demek istediği asker k.ırak'a girmesin, değmez.. az petroL var diyor, biLmem kaç bin ton variL petroLün asLında variL parası biLe etmeyeceğini, mamüLün ambaLaj parasını biLe kurtaramayacağını söyLüyor.. aLtı üstü 5 doLar için değmez diyor.. bu hükümetin adamı oLan bunu yapmaz diyor.. ))) palavracı arkadaş konuyu tam oLarak anLayamamış.. konu yaratan yazının özü şudur; ''affedersiniz sı.mışım orta yerine suriyedeki petroLün variLinin... benim üLkemdeki petroL ne durumda ona bakmak Lazım....'' seLamLarım... |
ömer / 24.05.2007 12:22:18 |
|
Sorn zaten Bu.... Ama liberal palavracılarda adam gibi kimliklerinin arkasında duramıyorlarsa... Elbet indirmek lazım maskelerini... Bu tür insanlar gerçek liberallere'de zarar veriyor ben buna üzülüyorum... :))) |
palavracı / 24.05.2007 17:44:04 |
|
ömer beye söyleyeceklerimi dünkü panoda söyledim. ilave bir yoruma gerek yok.anlayan anladı anlamayan anlamadı veya kızdı. grup halinde laf saldırısıyla kimse kimsenin düşüncelerini yenemez. sadece bu maske konusuna degineyim: bu pano yu kimse kendi düşüncesinin tekeline alamaz ve maskeli yorumculara açık bir panodur., kısacası editör bu panoyu sizlerin düşünce tekeli yaratması için açmadı ve maskeli yorumculara açık olmasaydı ve maskelerden gocunan bir kişi olsaydı burasınıda kilitleyiverirdi., veya benim dünkü yorumlarımıda siliverirdi(yani sizin tekelinizi isteseydi ömer beye ters gelen bu ipsiz sapsız yorumların ne isi var bu panoda deyip siliverirdi). maskeli baloları sevmeyenlerin maskesiz balolar bulmaları gerekir...
maalesef bazı gerçekler insanları çok kızdırabıliyor... |
ömer / 24.05.2007 18:08:05 |
|
Palavracı, Canım güzel ablacığım,abiciğim lütfen yalvarıyorum... Ben burada yorum yapılmasından,tartışılmasından fikir üretilmesinden ve hatta fikri polemikten ve hatta ortalığı bu anlamda kızıştırmaktan zevk ve haz alan bir insanım... Konuşan,fikir üreten ve bu fikirlere katılmasamda bundan yanayım... Ama dünkü Gogool araklamaların inan çok ucuzdu... 500 milyon doları sorgusuz sualsiz araklayıp bir sıfırı unuttum diyecek kadar ve unuttuğun sıfırları Kıbrıs ekonomisine verecek kadar zeka kırıntısı yoktu... Şöyle gerçek liberaller çıkıp Friedmanları,Stumhterleri,Hayekleri,Tofler leri tartışmak isterim ah canım güzelim bu işler Googelden yanlış araklamalarla olmaz... Palavralarını sevsinler senin emi:)))))) Biraz daha dikkatli arakla ve öyle çık karşıma:)))) |
ömer / 24.05.2007 18:28:10 |
|
Haaaa! Bu tarzı Naylon Ahmet ve Bay Enginar DIÇ diye bir ağabeyim var ondan öğrendim çok provokatif ve iğneleyici millet kıl oluyor ama raiting meselesi ne yapalım:))) Ah şimdi Barba olacaktı ki buralarda Özgür Üniversiteden, Fikret Hoca dan ve hatta bu aralar İdris Küçükömer'i tekrar ortaya attılar ve benzer Kemal Tahir'den de konuşurduk:))) Barba sesim geliyor mu:))) |
PALAVRACI / 24.05.2007 18:47:53 |
|
doğrudur dün bir sıfır hatası yaptım. ve bu sıfır hatası suriye petrollerinin kişi başı milli gelirimize katkısının 7 usd yerine 70 usd olduğunu gösterdi(yani 5007 yerine 5070 olurmuş), fakat öymenin yazısındaki hatayı veya yalanı ben yakaladım, sen kamışlının türkiyede olduğunu iddia ediyordun fakat yanıldın ama hala hatanı ve öymenin yalancılığını itiraf etmedin çünkü ömer bey hata yapamaz. bu panoyu devamlı izlyen herkes senin karşı yorumlara karşı nekadar rahatsızlık duyduğunu görmüştür. konuşma tarzın şu '' ben bilirim benim söylediklerime katılmayanlar aptaldır ve analitik bilgileri yoktur ve tarih bilgileri vs vs de eksiktir öyle olmasa idi onlarda benimle aynı fikirde olmaları gerekirdi''
friedmanlara gelince ben işletme okudum ve ekonomi de işletmenin hatırı sayılır derslerinden birisiydi. fakat seninle ekonomi falan konuşmam.(suriyenin şehirleri ve petrol rakkamlarını öğrenmek için en güzel kaynak google olabilir fakat ekonomi google dan öğrenilmez). eğer rahatsızlığın geçti ise bu anlamsız tartışmayı kapatalım ve bu köşeyi gereğinden fazla işgal etmeyelim ne dersin. bütün zeka kırıntıları da senin olsun birleştirip birleştirip kullanırsın... |
ömer / 24.05.2007 19:05:30 |
|
:))) Sinirlenme yahu dur! Bak işletme okumuşsun ne güzel işte anlat bakalım neymiş şu liberalizm dinleyelim senden... Ben burada hiç bir surette kimseye senin zikrettiğin kelimeleri kullanmadım kullanmayacağımda... Bu biiir... İki KM den gitmeye karar verdim ama Deniz Baykal gibi yaptım geri döndüm bu ikiiiii Editör kovalayana kadarda kalıcam. Üçüncüsü sayın Öymen'i tanımam etmem düşüncelerininde tam ne olduğunu bilmem... adam bir rakamı yuvarlamış diye 540.000 varil/günlük rakamı 600.000 söyledi diye adamı yalancı ettin vs ettin demediğini bırakmadın Sıfır hatası dediğin şey panoda 500 milyon dolar diye yazılı ve kendi değiminle Googelden alınma... Genellikle sen sıfır hatası yapınca 5000 milyon dolar mı yazarsın...:))) Elbette gogelden vs yararlanılır o kaynakları bir kontrol et öyle ukalalık yap,bu dööört. Neymiş demek ki hamaset yaparsan birileride seni suç üstü ediverir... Bak Penguen ne yazmış? Bir metin metnin bütünlüğü içinde okunur,adamın yazdıklarına katılmayabilirsin ama mal bulmuş mağrip gibi palavra deyip kendi palavran çıkınca ortalığı bir birine kattın... Ucuz şeyler söyleme biraz dişe dokunur şeylerle uğraş... Bu da beeeş :))) |
palavracı / 24.05.2007 20:52:16 |
|
çıkmadan önce son bir yorum:
1-500 milyonla 5 milyar arasında tam olarak 1 sıfır farkı vardır.?? hesap makinende yaptığın çarpmayı 1 sıfır eksik okursan 5 milyar yerine 500 milyon çıkar karşına.
2-öymen le ilgili söylediğimi halen anlamamışşın. öymen i 540000 yerine 600000 dedi diye yalancı yapmazdım, ve durum bu olsa idi hiç kaale bile almazdım. öymen yazısında '' suriyenin sadece kamışlı bölgesinde 600000 varıl/gün petrol çıkıyor ''dedi halbuki bütün suyiyenin günlük üretimi 450000(540000 de kabülüm) varil /gün. buna apaçık yalan diyorlar bizim köylerde. şımdı anladınmı peki bu yazıyı okuyan otomatik olarak ''yahu adamların bir ufak kasabası 600 bin üretiyorsa bütün suriye kimbilir ne büyük miktar üretiyordur '' diye yönlenecek ??? 3-google den rakkamsal /pratik bilgiler almak için yararlanılabi,lir tabiiki fakat ekonomi öğrenmek için değil. google dan doktor/avukat çıkan gördünmü sen hiç??. 4-daha önceki yorumlarında amerika karşılıksız para basıyor(bunu nedense hep solculardan duyarım) diyen birisiyle ne liberalizm nede friedman konuşurum 5-yoksa daha önce vatandaş rızayla kavga edip ayrılan rıza ruhi arıza(ömer) senmisin???
önce benim ilk yorumumu birdaha oku sonra öymenin yazısını bir daha oku yalan demişmi dememişmi bir gör bakalım, zira bütün tartışma buradan başladı... |
üffffff / 24.05.2007 21:04:19 |
|
Çok sıktın be... |
ömer / 24.05.2007 21:30:51 |
|
Hakketten çok ilginçsin yahu... 1929 da Büyük Bunalımda... Keynesle başladı...bu iş talebi artırmak için... Para basmak... Sonrada Dünya ekonıomisinin dolarizasyonu solcuların değil tam tersine bütün iktisatçıların hem fikir olduğu şey... Vahim yani durumunuz... Hem benim üniversite bitirmemiş olmam ve lise terk olmam sizi ne diye rahatsız etsin ki... Benim babam senin babanı döver. Hem sende kızılderilileri öldürmüştün... İyi ya işte aynı şey söylüyoruz... Gogelden adam çıkmaz diye söylüyoruz ya işte... Ama tombaladan sen çıktın ne yapayım:P |
barba / 24.05.2007 22:36:42 |
|
Merhaba ve iyi geceler... Ömer Bey, Söylemleri takip ettim. |
barba / 24.05.2007 22:46:45 |
|
Demin yanlışlıkla yolladım, devam ediyorum... Ömer Bey, siz "barba nerelerdesin" demeden önceki yazışmaları okuyana kadar zaten aklımdan gördüğüm bir şeyi söylemek geçiyordu. Onu söylemek isterim... " oymen bey '' bu arazinin karşısında suriye/kamuşlıda günde 600000 varil petrol üretiliyor diyor. bu bir palavradan ibaret zira suriyenin 2005 yılındaki günlük toplam petrol üretimi günde 425.000 varil olmuuş ve bu her sene düşüş göstermekte(bu yüzden otoriteler suriyeynin 2012 den sonra petrol ithal etmek zprunda kalacağını iddia ediyor). ülke toplamı günde 400.000 varil üretirken, öymen bey sadece ufak bir bölgenin günde 600.000 varil olduğunu söylüyor. ben bir okur olarak şunu düşünürüm: öymen beyin verdiği rakkamlar ne kadar doğru ise yazısındaki diğer iddialarda okadar doğru olabilir'' kısacası amaca hizmet olsun maksadıyla yalan atmaktan çekinmiyor veya en azından işine gelen her türlü istatistik/rakkamsal bilgiyi doğruluğunu sorgulamadan kullanıyor. " Palavracı'nın ilk giriş söylemi bu. Söylemin altındaki ruha ve söylenmek istenen şeye bakılınca, palavracı'nın "bir gerçeklikten, bir meseleden bahsedilecekse bunlar doğru, "gerçek" argumanlar üzerine kurulmalıdır, böyle olmadı mı, yani ahlaki bir çöküntüyle sayıları kend düşüncelerimize yorduğumuz zaman, veya en genel anlamda, tarihten veya bir meseleden sadece kendi düşüncelerimiz olurlayacak gerçeklikler çıkarıp getirirsek bu yanlıştır ve ayrıca ahlaki olarak da bir düşkünlüğe denk düşer diyor. Bence anlamlı bir yaklaşımdır... Bence...Bence demeyeyim de, ben olsaydım "sn palavracı, neyi sizin isyan ettirdiğini anlayabiliyrum ama sayısal olarak şu noktada bir hatanız var" derdim. Bunu en başta derdim, yani tartışma bir sarmala girmeden önce. Elbetteki bu benim görüşüm, yaklaşımım ve benim kendime göre uygun gördüğüm davranış şekli...San. Palavracı'ya da (iki tarafı da azarlamak anlamında değil) isyan etmeden önce neye, hangi gerçeklik, matematik be argumanlarla isyan etmenin herhangi bir tartışmada veya insani bir alışverişte ne kadar önemli olabileceğini, olduğunu "hatırlatmak" isterim. Sadece hatırlatmak Bu aralar Tolga Ersoy okuyorum Ömer Bey. en son okuduğumun da herkesin okumasını isterim. "Lozan;Bir antiemperyalizm masalı nasıl yazıldı" Sağlıcakla kalınız... İyi geceler olsun... |
ömer / 25.05.2007 00:03:38 |
|
Sevgili Barba, Bir paragrafın yazılışına bakarak bir kimsenin erdemli olup olmadığına karar vermek bu kadar basit olmasa gerek... Yazının bütünlüğü incelenmeden ve hatta aynı kişinin yazıp çizdikleri tamamen incelenmeden bunu yapmak daha da güç... Palavracı ile kasten aynı lisanı kullandım ki ne kadar rahatsız edici bizzat anlayabilsin diye... Ve pek güzelde reflekste bulundu...Demek ki insanlar zaman zaman hatalar yapabilirler -ki öymenin hata yaptığı denilen şeyde rakamları yuvarlamasından ibaret- yazının bütünlüğü içinde cımbızla seçilip ortaya serilmesi etik değidir. Bir kimsenin yazdığı yazının bir paragrafını alıp onu erdemsizlikle suçlamak düşündürücüdür...Palavracının bir hatasıda onu erdemsiz veya ahlaki eğilimiminin göstergesi olamaz... Yaklaşık 2 ay önce Cumhurbaşkanlığı tartışmaları sürerken kasıtlı olarak provokatif bir lisan kullanacağım demiştim ve bu inadım sürmektedir:))) Bir kimsenin yazdığı yazının bir cümlesi ve bir parçası alınıp yazının bütünlüğünden ayrı yorumlanabileceğini söylenebilmesinin en faciat örneği Hırant Dink davasıdır. Ve bu davada Rahmetli Dink'in soykırım fikrine katılmasamda almış olduğu ceza bir hukuk faciasıydı... Senin hatırlatmak istediğin şeyi ben unutmuş değilim ve ne ne için açıkçada yazılıdır.:))) Diğer taraftan ahlaki eğilimleri ve dürüstlüğü tartışılmayacak insanlarında fikri mülahazalarda yanılabilecekleri hayatın olağan akışı gereğidir. Hatta bu kişi çeşitli haksızlıklara uğramış bile olsa... Bende senin şu Özgür Üniversitelilerle tekrar uğraşıyorum:))) Tabi bu ara Tonybee'nin ermeni meselesi ile ki ermeni tezlerinin dayandığı en önemli kitaplardan biridir (2 cilt) :))) İstersen kitabı bitir Lozan'ı istersen şu yarım kalmış Cumhurbaşkanlığı meselesi yarım kalmıştı ve hatta nasıl bir Cumhuriyet:))) Özletti,n kendini:)) İyi okumalar ve iyi çalışmalar, |
barba / 25.05.2007 01:28:12 |
|
Ömer Bey,
Ömer Bey’den önce meselenin ilk mudahili olan Palavracı’ya ve gen olarak söylemek istediğim şey şudur; Ben Palavracı’yı savunmak ve/veya herhangi bir amaçla yazmış değilim. Palavracı, ihtiyaç duyuyorsa ve öyle bir ruhu kendine ait hissediyorsa, yani en genel anlamdai söylemek istediği bir şey varsa kendisi zaten söyler. Ben sadece dışarıdan gördüğüm ve söz söylemek istediğim bir konuda düşündüklerimi dile getiriyorum..
Sonrasına gelince, söyle bir an(t)laşma önerim var: Ömer Bey’le diyalogumuz, kendisinin de bahsettiği gibi aya dayanıyor. Kendisinin de işaret ettiği konu başlığı üzerinde söylediğimiz sözler olmuştu.
Şöyle bir şey yapalım Ömer Bey: Bir tane yazı yazalım. Bu yazının konusu olmasın, vey akonu her şey olsun, ama en sonunda konu kendimizi ait hissettiğimiz şeyler olsun. Bu konunun birden çok teması olabilir. Tek bir teması da olabilir. Yıllar önce yazılmış bir şiir veya bir öykünün yorumlanması da, yüzyıllar önce iki devlet arasındaki bir anlaşman metni de, bir resmin veya bir heykelin yorumlanması da, bir insanın ve/veya kendimizin veya birbirimizin yorumlanması da olabilir. Bu, bir anlamda konu kısıtlaması olmayacağı anlamına da gelsin. Velhasıl-ı kelam, bir söz söyleme hakkımız olsun ve o sözü söyleyelim.
Ve anlaşmanın ikinci maddesi de şöyle. Bütün kuralsızlıklar dahil olsun. Yani yalanlar olsun, tarihi tahrifaat olsun, istediğimiz referanslar kullanmak olsun, olmayan belgeler üzerinden konuşmak olsun, kişisel saldırı ve kişiliğe saldırı olsun, yalan yere ve haksızca itin görüne sokup çıkarmak, bunların hepsi serbest olsun.
Ama tek bir yazı yazalım ve bu yazlılar da aynı günde yayımlansın KM’de. Sonrasında, eğer insanlar isterlerse ilgili yazıya yorumlarını, düşündüklerini ve hissettiklerini yazsınlar.
Bu bir meydan okumadır bir anlamda. Ömer Bey’in yüzüne eldivenimle bir tokat aşk ediyorum ve düello istiyorum. Ama bu duellonun ozelliği kaybedenenin olmaması. En azından benim açımdan böyle.
Yazılarımızı yazalım ve “kaybetmek-kazanmak” diye bir düşünce varsa kafamızda, bunu yapılan yorumlara bırakalaım. Yorumlara bırakalım derken şunu demek istiyorum; kaybetmek ve kazanmak sadece ve sadeece içimizde, ikimizde kalsın sadce biz hüküm verelim ve bilelim. Bizlere ne kaldıysa…
An(t)laşmanın diğer bir kuralı da şu olsun.:Hani yazılarımız yazdık ya, hani olası yorumlar oldu ya; kedni yazımızda yapılan yorumlara ve birbirimizin yazılarına sadece birer yorum hakkımız olsun. Hem yorumcular, hem de yazıcılar bilsin ki tek bir yorum dışında yapılacak bütün yazışmalar özelden halledilsin. Yani bir önerme, bir (çok) tepki, hepsine tek bir cevap , sonraki ikili söylemler özelden…
Ömer Bey’i motive etmek için (motivasyona ihtiyaç duyduğundan değil) diyorum ki, tarih hakkında pek çok şey biliyorsunuz, güncel konularda da pek çok düşünceye ve daha da önemlisi söyleme sahipsiniz. Ama şöyle bir durum var ki içler acısı, bütün bilginizi değiştirmek-dönüştümek için değil, varolmak ve varetmek için kullanıyorsunuz. Varolmak ve varetmek kısmında hiçbir mesele yok, ama temel mesele nasıl varolmak ve kimlşeri varetmek istediğinizle ilgili. Bütün tarih bilginize ve “bilmenize” rağmen dönüştürücü değilsiniz, zira dönüştürmenin yollarını değil, benzetmenin yollarını ve metotlarını arıyor ve uyguluyorsunuz. Bütün bilginize rağmen kafanız karmakarışık. O kadar karışık ki bu durum sevmenizi engelliyor, aynı şekilde öfkenizi de. Çünkü bir taraf olamıyorsunuz. Sadece bir “antitez”den ibaretsiniz, hayalsiz, yarınsız bir antitez…
Bir (1) ayımız olsun yazacaklarımızı yazmak için. Yazılarımız Cem Bey’e gönderelim. O da hukuksal olarak bir sakınca görmüyorsa, yani var olan kanunlar açısından bir sakınca görmüyorsa, kendisi de uygun görürse bu yazıları aynı gün içinde yayınlasın, tabii ki eğer kıymeti varsa kendince. İsterse, uygun görürse…
Dediğim gibi, doğası ve ruhu gereği kaybedenin olmayacağı bir düello olacak bu.
Baki selam, sağlıcakla kalın…
Not: Bu bir ay içinde siz veya ben söz konusu yazıları yazamayabiliriz, çeşitli sebepler olabilir, bu süre uzayabilir veya hiç olmayabilir. Böyle bir durum olaursa bütün sorumlulukları kendimizdedir, ben böyle bakıyorum…
|
barba-daha düzgün haliyle / 25.05.2007 01:29:59 |
|
Ömer Bey,
Ömer Bey’den önce meselenin ilk mudahili olan Palavracı’ya ve gen olarak söylemek istediğim şey şudur; Ben Palavracı’yı savunmak ve/veya herhangi bir amaçla yazmış değilim. Palavracı, ihtiyaç duyuyorsa ve öyle bir ruhu kendine ait hissediyorsa, yani en genel anlamdai söylemek istediği bir şey varsa kendisi zaten söyler. Ben sadece dışarıdan gördüğüm ve söz söylemek istediğim bir konuda düşündüklerimi dile getiriyorum..
Sonrasına gelince, söyle bir an(t)laşma önerim var: Ömer Bey’le diyalogumuz, kendisinin de bahsettiği gibi aya dayanıyor. Kendisinin de işaret ettiği konu başlığı üzerinde söylediğimiz sözler olmuştu.
Şöyle bir şey yapalım Ömer Bey: Bir tane yazı yazalım. Bu yazının konusu olmasın, vey akonu her şey olsun, ama en sonunda konu kendimizi ait hissettiğimiz şeyler olsun. Bu konunun birden çok teması olabilir. Tek bir teması da olabilir. Yıllar önce yazılmış bir şiir veya bir öykünün yorumlanması da, yüzyıllar önce iki devlet arasındaki bir anlaşman metni de, bir resmin veya bir heykelin yorumlanması da, bir insanın ve/veya kendimizin veya birbirimizin yorumlanması da olabilir. Bu, bir anlamda konu kısıtlaması olmayacağı anlamına da gelsin. Velhasıl-ı kelam, bir söz söyleme hakkımız olsun ve o sözü söyleyelim.
Ve anlaşmanın ikinci maddesi de şöyle. Bütün kuralsızlıklar dahil olsun. Yani yalanlar olsun, tarihi tahrifaat olsun, istediğimiz referanslar kullanmak olsun, olmayan belgeler üzerinden konuşmak olsun, kişisel saldırı ve kişiliğe saldırı olsun, yalan yere ve haksızca itin görüne sokup çıkarmak, bunların hepsi serbest olsun.
Ama tek bir yazı yazalım ve bu yazlılar da aynı günde yayımlansın KM’de. Sonrasında, eğer insanlar isterlerse ilgili yazıya yorumlarını, düşündüklerini ve hissettiklerini yazsınlar.
Bu bir meydan okumadır bir anlamda. Ömer Bey’in yüzüne eldivenimle bir tokat aşk ediyorum ve düello istiyorum. Ama bu duellonun ozelliği kaybedenenin olmaması. En azından benim açımdan böyle.
Yazılarımızı yazalım ve “kaybetmek-kazanmak” diye bir düşünce varsa kafamızda, bunu yapılan yorumlara bırakalaım. Yorumlara bırakalım derken şunu demek istiyorum; kaybetmek ve kazanmak sadece ve sadeece içimizde, ikimizde kalsın sadce biz hüküm verelim ve bilelim. Bizlere ne kaldıysa…
An(t)laşmanın diğer bir kuralı da şu olsun.:Hani yazılarımız yazdık ya, hani olası yorumlar oldu ya; kedni yazımızda yapılan yorumlara ve birbirimizin yazılarına sadece birer yorum hakkımız olsun. Hem yorumcular, hem de yazıcılar bilsin ki tek bir yorum dışında yapılacak bütün yazışmalar özelden halledilsin. Yani bir önerme, bir (çok) tepki, hepsine tek bir cevap , sonraki ikili söylemler özelden…
Ömer Bey’i motive etmek için (motivasyona ihtiyaç duyduğundan değil) diyorum ki, tarih hakkında pek çok şey biliyorsunuz, güncel konularda da pek çok düşünceye ve daha da önemlisi söyleme sahipsiniz. Ama şöyle bir durum var ki içler acısı, bütün bilginizi değiştirmek-dönüştümek için değil, varolmak ve varetmek için kullanıyorsunuz. Varolmak ve varetmek kısmında hiçbir mesele yok, ama temel mesele nasıl varolmak ve kimlşeri varetmek istediğinizle ilgili. Bütün tarih bilginize ve “bilmenize” rağmen dönüştürücü değilsiniz, zira dönüştürmenin yollarını değil, benzetmenin yollarını ve metotlarını arıyor ve uyguluyorsunuz. Bütün bilginize rağmen kafanız karmakarışık. O kadar karışık ki bu durum sevmenizi engelliyor, aynı şekilde öfkenizi de. Çünkü bir taraf olamıyorsunuz. Sadece bir “antitez”den ibaretsiniz, hayalsiz, yarınsız bir antitez…
Bir (1) ayımız olsun yazacaklarımızı yazmak için. Yazılarımız Cem Bey’e gönderelim. O da hukuksal olarak bir sakınca görmüyorsa, yani var olan kanunlar açısından bir sakınca görmüyorsa, kendisi de uygun görürse bu yazıları aynı gün içinde yayınlasın, tabii ki eğer kıymeti varsa kendince. İsterse, uygun görürse…
Dediğim gibi, doğası ve ruhu gereği kaybedenin olmayacağı bir düello olacak bu.
Baki selam, sağlıcakla kalın…
Not: Bu bir ay içinde siz veya ben söz konusu yazıları yazamayabiliriz, çeşitli sebepler olabilir, bu süre uzayabilir veya hiç olmayabilir. Böyle bir durum olaursa bütün sorumlulukları kendimizdedir, ben böyle bakıyorum…
|
barba-düzeltme / 25.05.2007 01:31:38 |
|
Ömer Bey, Ömer Bey’den önce meselenin ilk mudahili olan Palavracı’ya ve gen olarak söylemek istediğim şey şudur; Ben Palavracı’yı savunmak ve/veya herhangi bir amaçla yazmış değilim. Palavracı, ihtiyaç duyuyorsa ve öyle bir ruhu kendine ait hissediyorsa, yani en genel anlamdai söylemek istediği bir şey varsa kendisi zaten söyler. Ben sadece dışarıdan gördüğüm ve söz söylemek istediğim bir konuda düşündüklerimi dile getiriyorum.. Sonrasına gelince, söyle bir an(t)laşma önerim var: Ömer Bey’le diyalogumuz, kendisinin de bahsettiği gibi aya dayanıyor. Kendisinin de işaret ettiği konu başlığı üzerinde söylediğimiz sözler olmuştu. Şöyle bir şey yapalım Ömer Bey: Bir tane yazı yazalım. Bu yazının konusu olmasın, vey akonu her şey olsun, ama en sonunda konu kendimizi ait hissettiğimiz şeyler olsun. Bu konunun birden çok teması olabilir. Tek bir teması da olabilir. Yıllar önce yazılmış bir şiir veya bir öykünün yorumlanması da, yüzyıllar önce iki devlet arasındaki bir anlaşman metni de, bir resmin veya bir heykelin yorumlanması da, bir insanın ve/veya kendimizin veya birbirimizin yorumlanması da olabilir. Bu, bir anlamda konu kısıtlaması olmayacağı anlamına da gelsin. Velhasıl-ı kelam, bir söz söyleme hakkımız olsun ve o sözü söyleyelim. Ve anlaşmanın ikinci maddesi de şöyle. Bütün kuralsızlıklar dahil olsun. Yani yalanlar olsun, tarihi tahrifaat olsun, istediğimiz referanslar kullanmak olsun, olmayan belgeler üzerinden konuşmak olsun, kişisel saldırı ve kişiliğe saldırı olsun, yalan yere ve haksızca itin görüne sokup çıkarmak, bunların hepsi serbest olsun. Ama tek bir yazı yazalım ve bu yazlılar da aynı günde yayımlansın KM’de. Sonrasında, eğer insanlar isterlerse ilgili yazıya yorumlarını, düşündüklerini ve hissettiklerini yazsınlar. Bu bir meydan okumadır bir anlamda. Ömer Bey’in yüzüne eldivenimle bir tokat aşk ediyorum ve düello istiyorum. Ama bu duellonun ozelliği kaybedenenin olmaması. En azından benim açımdan böyle. Yazılarımızı yazalım ve “kaybetmek-kazanmak” diye bir düşünce varsa kafamızda, bunu yapılan yorumlara bırakalaım. Yorumlara bırakalım derken şunu demek istiyorum; kaybetmek ve kazanmak sadece ve sadeece içimizde, ikimizde kalsın sadce biz hüküm verelim ve bilelim. Bizlere ne kaldıysa… An(t)laşmanın diğer bir kuralı da şu olsun.:Hani yazılarımız yazdık ya, hani olası yorumlar oldu ya; kedni yazımızda yapılan yorumlara ve birbirimizin yazılarına sadece birer yorum hakkımız olsun. Hem yorumcular, hem de yazıcılar bilsin ki tek bir yorum dışında yapılacak bütün yazışmalar özelden halledilsin. Yani bir önerme, bir (çok) tepki, hepsine tek bir cevap , sonraki ikili söylemler özelden… Ömer Bey’i motive etmek için (motivasyona ihtiyaç duyduğundan değil) diyorum ki, tarih hakkında pek çok şey biliyorsunuz, güncel konularda da pek çok düşünceye ve daha da önemlisi söyleme sahipsiniz. Ama şöyle bir durum var ki içler acısı, bütün bilginizi değiştirmek-dönüştümek için değil, varolmak ve varetmek için kullanıyorsunuz. Varolmak ve varetmek kısmında hiçbir mesele yok, ama temel mesele nasıl varolmak ve kimlşeri varetmek istediğinizle ilgili. Bütün tarih bilginize ve “bilmenize” rağmen dönüştürücü değilsiniz, zira dönüştürmenin yollarını değil, benzetmenin yollarını ve metotlarını arıyor ve uyguluyorsunuz. Bütün bilginize rağmen kafanız karmakarışık. O kadar karışık ki bu durum sevmenizi engelliyor, aynı şekilde öfkenizi de. Çünkü bir taraf olamıyorsunuz. Sadece bir “antitez”den ibaretsiniz, hayalsiz, yarınsız bir antitez… Bir (1) ayımız olsun yazacaklarımızı yazmak için. Yazılarımız Cem Bey’e gönderelim. O da hukuksal olarak bir sakınca görmüyorsa, yani var olan kanunlar açısından bir sakınca görmüyorsa, kendisi de uygun görürse bu yazıları aynı gün içinde yayınlasın, tabii ki eğer kıymeti varsa kendince. İsterse, uygun görürse… Dediğim gibi, doğası ve ruhu gereği kaybedenin olmayacağı bir düello olacak bu. Baki selam, sağlıcakla kalın… Not: Bu bir ay içinde siz veya ben söz konusu yazıları yazamayabiliriz, çeşitli sebepler olabilir, bu süre uzayabilir veya hiç olmayabilir. Böyle bir durum olaursa bütün sorumlulukları kendimizdedir, ben böyle bakıyorum… |
barba-Cem beye / 25.05.2007 01:35:15 |
|
İyi geceler, tarayıcı sorunundan daolayı tekrarlar oldu, en sonucu yadığım şekilde göndermek istedim. Harflerde veya kelimelerde hiç bir değişiklik yoktur. Dediğm gibi, sadece tarayıcı hatası. Velhasıl, son gönderdiğim kalırsa, bu yazdığımla birlikte arada gönderdiğim iki yaı silinirse okuyanlar için en uygun olacaktır... Siz de kendinize iyi bakın...olumlu/olumsuz öncevabınızı bekliyorum... |
ömer / 25.05.2007 09:35:13 |
|
Sevgili Barba, :)) Yaklaşık iki yıl önce bu internet/interaktif denen şeyi keşfettiğimde önce neyin ne olduğunu anlamadım ama sonradan anladım ki;bu işinde bir psikolojisi ve yöntemi var ve babıaliye bakınca bazı şeylerin nasıl döndüğünü kavramaya başladım... En önemli şeyin interaktif ortamda yani bilginin tepeden inme değil karşılıklı tartışma,istişare ve hatta sertte olsa yüksek adranalinle bile olsa üretilebileceğine inandım. İnandım diyorum çünkü bunun net olarak tek tek size ispatlamam bilgi sınırlarımın dışında... Bir düelloya ihtiyacınız varsa:)) ki ben bundan hoşlanırımda işte buyurun buradayım. Eğer bilgiye ait bir düello ise istediğiniz bu bilginin kuralları içinde olur...Eğer bilimsel düşüncenin kuralları olmayacaksa yani kuralsız olacaksa o düello değil,onun ismi pusudur... İstediğiniz an beni pusuya düşürebilirsiniz:))) Kuralsızlık bilgi kirliliği ve anlamsızlık getirir. Bir bilimsel bilgiyi oya sunmak ise bilimsel bilgiyi kirletmez olsa olsa bilimden yana olmayanların bilgi düzeyinin göstergesi olabilir. Eğer siz kendinizi bir kurala bağlı,(en azından bilimsel kurallara ve bilgiye bağlı) görmeyecekseniz sizi kimse engellemez buyurun düşüncelerinizi istediğiniz ölçütte ister yorumla ister yazı vererek zaten ortaya koyabilirsiniz buna engel ne..!!!! Ama ben malesef bir kurala bağlı olmam gerektiğini düşünüyorum (en azından kendi etik değerler içinde) bu da mümkün mertebe bilimsel bilgiden ve başka kaynaklardan da yararlanma ihtiyacıdır...Bunu sizin beğenip beğenmemenizde sizin takdir edeceğiniz bir husustur. Diğer taraftan benimle ilgili kişisel düşünceleriniz ve bu düşüncelere katılıp katılmamamda çok önemli değil zira ben doğru bildiğim yolda devam edeceğim. Şimdi siz kuralsızlığınızla ben kendimin bağlı olması gereken kurallarımla zaten buradayım istediğiniz konuyu istediğiniz tezi ortaya atabilirsiniz. Bu tez başkalarına ait bile olsa:))) Bir yazı konusunda ise ben kendi adıma söyliyim madem Ermeni meselesi ile ilgili kendi düşüncelerimi eylül ayına doğru Cem Bey'e gönderceğim. Tabi buradaki tezler ne bir akademik tez nede bilimsel yahut ideolojik olma iddiasında sadece benim kendime ait bir öğrenmeye hevesli bir öğrencinin emekleyen kişisel görüşleri olacak... Bu kişisel görüşlerime zamanı gelince-ki inşallah bir problem çıkmaz- eleştiri,salldırı hakaret ve bil cümle kendi kuralsızlıklarınız içinde istediğiniz yorumu yapabilirsiniz:))) Şimdi lütfen eldivenlerinizi yerden alınız,kirlenmesinler... :))) Selamlarım:)) |
palavracı / 25.05.2007 11:54:45 |
|
sn barba cok iyi analiz etmişşiniz ömer beyi fakat senin söylemek istediklerini ve de duellonun amacını kesinlikle anlamadı. ben öymen beyin yalanını 3 günde zor anlatabildim(anlatabildimmi halen emin değilim) ömer beye ve halen öymen i hatasız buluyor(yani 1 yalan 1000 yalan deyimini bilmiyormu). ömer beyin kafasında takıntılar var ve tartışma ne olursa olsun lafı takıntılı olduğu konuya getirmek istiyor. ben öymen yalan dedi diyorum o diyorki sen tarih biliyormusun(tarih denince ömer beye arnold toynbee nin tarih bilinci kitabını ta tavsiye edebilirim okumuşmudur okuduysa anlamışmıdır bilemem), osmanlının borçlarını bize yüklediklerini biliyormusun-lozanı biliyormusun gibi saçma sapan(daha doğrusu konu ile tamamen kelalaka) ve bir bütün ifade etmekten çok uzak bölük pörçuk sorular soruyor ve chavezin kamusallığından falan dem vuruyor. zaten fazla lafada gerek yok. ben oymen beyin argumanını sağlamlaştırmak içın yanlış rakkamsal bilgilerle okuyucusunu yanıltmak istediğini belirtip, rakkamlarla düşününce insanın karşısına ilginç gerçekler çıkabileceğini anlatabilmek için bazı örnekler verdim fakat ömer beyin kısmen hakaretler kısmen laf saptırmalarıyla konuyu nerelere çektiğini herkes gördü(yani takıntılı olduğu konulara). ve hatta şu anda benimle liberal ekonomi konuşmak istiyor ve ben reddediyorum(ilginç olan liberal ekonominin burada tartışabilecek kadar basit bir şey olduğunu zannediyor olması ., belki de lıberal ekonominin bir kaç sayfalık bir yazıda özetlenebileceğini zannediyor) kısacası ömer bey üzerinde seneler süren araştırmalar sonunda sayısız doktoralar/prof tezleri yazılan konuların bu köşede detaylıca ve doğruluk ve yanlışlığını sorgulayabilecek şekilde tartışılabileceğini zannediyor(editörun söylediği gibi burası adı üstünde kahve molası ,çoğu insanın 20/30 dakikasını harcadığı bir yer yani çilingir sofrasında rakı eşliğinde yapılabilecek fikir alışverişlerini burada yapmanın mümkün olmadığını da anlamak lazım). en önemlisi ömer bey herşeyi çok iyi bidiği hissine kapılmış(bu konudaki uyarımıda tehdit olarak algılıyor) daha doğrusu edindiği bütün fikir ve düşüncelerin kesin döğruluğundan eminki bu da ömer beyin fikirsel gelişimi için tehlikeli(çok okuyan ve değişik konularda bilgi sahibi birisi olduğuna bende katılıyorum). ömer bey bundan sonra ilave bilgiler edinmek için araştırma yapacağına bütün vaktini şu anda beyninde oluşmuş olan fikirleri destekleyecek/sağlamlaştıracak kitapları okuyacak . kısacası böyle devam ederse renk değiştirme ve çok renkli olma şansı olmayacak sadece şu anki rengi yaşlandıkça daha da koyulaşacak.
not bunlar benim samimi fikirlerimdir ve kesinlikle tartışma kazanmak/laf giydirmek amaçlı söylenmemiştir. herkese sayGılar THE END |
ömer / 25.05.2007 12:43:09 |
|
Samimi fikirlerin ve kişilk analizlerin için teşekkür ederim Sayın Ben,pardon sayın Palavracı... Başkalarının kusurlarını bulayım derken siz de hata yapabilirsiniz ve bende...Öyleyse insanları yalancılık ve etik olmayan şekilde suçlamak için cımbızla oradan bir şeyleri alıp hiç bir kimsenin söylemediği söylemek istemediği bir yere çekip başta sayın Öymen'i yaftalamınız arkadan beni yaftalamanız durumunuzu benim nazarımda değiştirmeyecektir. Sizin ve başkalarının önyargılarını değiştiremem... Ama kendi önyargılarımı pek ala değiştirebilirim ve asla değiştiremeyeceğim herhalde değişimin değişmezliği doğal yasasıdır... İnsanları bazen iğnelemek gerekir;isterseniz buna sapıklık değin isterseniz saldırı... Bu lisanın kullanılması rahatsız edici bunu çok iyi biliyorum;zaten derdim de rahatsız etmek...Huzursuz etmek... İşte KM ninde bu anlamda 20/25 dakika değil zamanlarının olduğu her daim interaktif iştirak edecekleri bir düşünce kulubü olması için bu iğneleri batırmaya devam edeceğim. Bu nedenle iyi adamı değil kötü adamı oynamaya iki ay önce karar vermiş bulunmaktayım...Bunuda açıkça yazdım.:))) Ama özgür düşüncede olmak iddiasında olanlarında şartlanmalardan kurtulmalırını önermekten başka çaremde yok. -ki bunada kendim dahil- Örneğin Palavracının benim tezlerime kişiliğme yaftalar yapıştırmak yerine tezlerle cevap vermesini ve başlangıçta palavra diye tanımladığı kendi maskesinin tartışmanın sonunda kendininde palavracı olarak yazılı niki kabul etmesi (ki ben önemserdim) ama içerikte palavracı olmadığını kanıtlama tepkisi ilginçti... Ve bu iğnelemelerin arkasında bilginin üretilme sürcine kişilerin ve hatta olumsuz söylemlerin dahi ki Adler tipi ters bir psikoloji ile katkı sağlayacağının anlaşılması için Barba'nın geçen sefer söyledikleri bir yana fikirlerindenistifade ettiğim Fikret Başkaya Hocanın Paradigmanın iflasından sonra Resmi ideoloji sözlüğünü (Fikret Başkaya-Tolga Ersoy) temin edip kendi düşüncemde (sizin değiminizle takıntılı düşüncemde) eleştirel bir noktaya getirip getirmeme anlamında küçük bir üretim yapma ihtiyacı da duymadım değil. Ve sanırım bunu kendi adıma her daim yapacağım... Şimdi Barbanın düellosu vs... Geçelim bunları fikirler çarpışır insanlar değil... Birini eleştirmeden önce onun ahlaki değerlerine ilişkin ön yargı sizin kendi düşüncenizdir ama bu düşünceyi ortaya koyup açıkşladığınız anlamda her türlü eleştiriye açık olmanız gerekir. Kişiliklere yönelik her türlü -kime yapılırsa yapılsın-bu ortamda tek başımada olsa karşı duracağım... Ama fikirler çarpıştığı sürece ve bu fikirlerin çatışması için her türlü provokatif zihni eylemide yapıcam... Çünkü ben Erol Taş'ım...:))) Çok sevgiler Sana ... (Not Bu palavracı Niki size yakışmamış:)) ) Palavra daha iyiydi:) |
PALAVRACI / 25.05.2007 13:08:19 |
|
konuyu THE END lemiştim fakat bir son söz daha:insanları fikir tartışmasına çekebilmek için karşı tarafı fikirsel olarak rahatsız edecek bir düşünceyi nazikane ve usluplu bir söylemle ortaya atmak yeterli ve fazla bile(AYNEN BENIM YAPTIĞIM GİBİ), karşıtını gördüğün anda akılsızlık/zeka kırpıntısı na bile sahip olmamak gibi hakaretlere başvurursan karşılığında da fikir veya düşünce tartışması değil karşıt hakaretler vs alırsın/üretirsin(zira şeytan boş durmuyor ve bizlerede uğruyor arasıra kerata). bunu da çok iyi gördun sanırım. iğnelemek ayrı şeydir hakaret etmek ayrı şeydir ve bazende bu 2 şey arasında çook çok ince bir ayrıntı vardır ve bundan dolayı da iğneleme yaparken de dikkat etmek lazım..neden bukadar alınıyorsun, illede her tartışmayı kazanman gerek değilmi. senin için fikir alışverişi diye bir şey yok , kazanılması gereken fikir savaşı var, ilginç olanı kaybettiğin zamanda kazandım diyerek kendini kandırmayı becerebilmen, belki de bu yüzden kandırmacalara höşgörü ile bakma içgüdüsü gelişmiş sende fakat bu durumda duelloyu neden kabul etmedin?? belki de tam anlamadın... bu arada ekonomi merakın varsa KM nin özel dosyalarında ki MİLENYUMUN MANDALI nı okumanı tavsiye ederim. kesin anlarsın zira herşey grafik ve resimlerle çok iyi izah edilmiş orada. okuduktan sonra bu yapıtın yazarı hakkında yaptığın bilgi(veya bigisizlik)/zeka(veya zeka kırpıntısızlık) testi sonucunuda merak ediyorum
SAYGILAR VE GERCEKTEN THE END (ufff bıktım yazmaktan) |
ömer / 25.05.2007 13:12:14 |
|
Hanımefendi... Lütfen yazdıklarınız iyice bir okuyun... Mukabele-i bil misil hakkı nerde kullanılmış... Ve artık laf yetiştirmeyin... Ve anlayın lütfen...:) |
barba / 27.05.2007 00:28:08 |
|
İyi geceler... Öncelikle Ömer bey'e ve Palavracı'ya tartışmanın gidişatı ile ilgili söylemek istediklerimi söyleyeyim; Ömer Bey, Yapmaya çalıştığınız şeyi gayet iyi görüyor ve anlıyorum ve takdir ettiğimi daha önce de söylemiştim. Yani sizin " En önemli şeyin interaktif ortamda yani bilginin tepeden inme değil karşılıklı tartışma,istişare ve hatta sertte olsa yüksek adranalinle bile olsa üretilebileceğine inandım." söyleminizi anlıyorum ve kıymet veriyorum. Ama bunu uygulamaya dökerken başarılı olamıyorsunuz. En azından benim görüşüme göre ortaya böyle bir resim çıkıyor. Palavracıyla aranızda geçen konuşmanın kırılma noktası daha en başta. "google'dan, ordan burdan bulup yapıştırmakla, tarih bilmeden konuşmakla olmaz bu işler"...Böyle bir söylemin karşılığında müspet bir cevap alamazsınız. Bu söylemden müspet bir cevap alamazsınız zira ilk önce karşınızdakinin aslı olarak neye isyan ettiğini ve kelimelerin ve söylemlerin dışında "ruhu", yani meselenin ruhunu anladığınızı sezdirmeniz icap eder. Eğer ki siz böyle bir ruha kendinizi ait hissediyorsanız tabii. Yok eğer o ruha da ait hissetmiyorsanız, hem söyleme, hem de meselenin ruhuna diyeceklerinizi dersiniz. Bu herkes için böyle mi olmalıdır?...Bilmiyorum...ama ben böyle davranmaya çalışıyorum... aranızda geçen konuşmanın hiç bir noktasında, palavracının görüşlerinin hiç birisine katılmıyorum, genel meseleler, ideoloji, tarih vb diğer meseleler hakkında yeterince donanımlı olmadığını, sonraki konuşmalarda dünya ve türkiye ile ilgili yaptığı yorumların en genel anlamıyla bir liberal anlayışa ve kolaycılığa denk düştüğünü düşünüyorum. Neden böyle düşündüğümü, eğer kendisi talep ederse, vaktimin elverdiği sürece anlatabilirim. Ama ilk baştaki isyanı , ruhu gereği kıymetli bir isyandır. En azından gözadı edilmemesi gereken bir isyandır ve bunun için de tarih bilmeye gerek yoktur. Kaldı ki, tek bir hataya bakarak (ki hatırladığım kadarıyla o bilginin de hatalı olmadığı, Palavra'nın bir sıfır atladığı ortaya çıkmış zaten) insanları değerlendirmemelidir diye siz de söylüyorsunuz, ama sizin verdiğiniz ilk tepkinin kışkırtmaktan çok azarlamaya yönelik olduğunu düşünüyorum. Bunu ispat edebilir miyim peki? Hayır edemem...ama sezdiğim(sizin "inanmak" dediğiniz) ve böylelikle gördüğüm şeyi söyleyebilirim ki bu da azarlamak ve alay. Olabilir, bu da sizin dediğiniz gibi bir yöntem olabilir ama ben şu takip ettiğim dönemlerdeki konuşmalarınızda bundan her iki taraf için de bir fayda sağlandığını henüz göremedim. Kendi yaşantımı baz alarak konuşursam, henüz bundan fayda sağlayan taraf veya taraflar göremedim. "Kötü adam" veya "provakatif davranışlar" demişsiniz ve diyorsunuz. Bunu gayet iyi anladığımı söylemiştim. Hatta bir kıymetinin de olduğunu söylemiştim. Neden?.. Bir önceki tartışmamız "tartışma kelimesini en genel anlamıyla kullanıyorum" sırasında, belki siz bilmiyorsunuz ama benim kullandığım yöntem de bu idi. Yani oradaki "kötü adam " siz değil bendim. bu tür tartışmaları ilk defa mı yapıyorum? Hayır...Verilen reaksiyonları ilk defa mı görüyorum?.. hayır... Provake ediş şekliniz belli reaksiyonlar doğurur, belli sınıfsal yapılardaki belli ideolojiye veya ideolojisizliğe sahip insanlarda belli reaksiyonlar doğurur. Peki siz o tartışmamızda gayet bildiğim söylemleri kullandığınızı, "öyle belge falan göstermeden fantazi kurmak" söyleminizi ilk defa mı duyuyorum? Hayır...Buna karşı vermem gereken cevabı ilk defa mı düşünüyorum? Hayır... Velhasıl-ı kelam, cumhuriyet meseleleri ile ilgili tartışmamız, sizin provakasyonuz ile çıkmadı. Benim için başı sonu belli, zaten daha önce gördüğüm reaksiyonları fazlasıyla içeren, benim de özellikle hangi noktada kontrolunuzu kaybedebileceğinizi defalarca tekrarlardan sonra bildiğim bir tartışmaydı. Ben bu tartışmadan bir fayda sağladım mı peki? Böyle bir tekrarın bana faydası oldu mu?...Evet, bir fayda sağladım, en azından ben böyle düşünüyorum. Faydası şu oldu; kendi düşüncelerimi, "meselenin ruhu" açısından karşıt tarafla karşılaştırmalı olarak gösterme, kendime ve başkalarına gösterme, bir parça da olsa gösterme şansı yakaldım. bu durumda ben sizi kullanmış mı oluyorum?..Evet, bir yönünden bakılınca böyle oluyorum. "Sen hilekar, yaramaz bir insansın" derseniz, bir şey diyemem, cebime koyar ve bununla, bunun çelişkisiyle yaşarım. Bütün bunları size yaptığınız şeyi anladığımı, bende bir kıymeti olduğunu anlatmak için yazıyorum. Ama söylemek istediğim şey şu, siz bu tartışmaları Palavra ile yaşarken orda bir fayda göremiyorum, en azından ben göremiyorum. Ne sizin, ne Palavra için, ne de tartışmaları takip edenler için... Orada tek gördüğüm şey, niyet ne olursa olsun, söyleminiz ve meseleye yaklaşımınızdaki ruhta, "Palavrayı paketleyip karşısına geçip gülmek ve alay etmek" gibi bir yaklaşım, bir ruh görüyorum. Niyetle uygulama arasındaki fark, teoriyle pratik arasındaki fark da diyebilirz. Buradan da düello meselesine geliyoruz ki, (önemli değil ama söyleyeyim) tamı tamına beklediğim reaksiyonu gösterdiniz. Yani kuralsızlığı bana bırakarak, bilimin kurallarının önemini ve bunun sizin için önemini belirterek, bilimin kurallarının oylamaya açık olmadığını, bunu oylamaya ihtiyaç duyanların düşünmesi gerektiğini yaklaşık olarak söyleyerek aslında hiç de özgün olmayan bir ruh hali sergilediniz. Diyeceksiniz ki" ben senin planlarını ve hilelerini ne yapayım, sen öyle de olsan, böyle de olsan ben düşündüğüm gibi söylemek ve davranmak durumundayım", doğrudur... Ama orada kaçırdığınız şey şu ki, ben ilk tartışmaya girerken de, son bir kaç gündür ki konuşmalara dahil olurken de bir neşe ile girdim. Aynı sizin gibi bir neşe ve coşku ile mudahil oldum. Sizin kışkırtmak, yani coşkulu bir tartışma yaratmak, en azından bir yeniyi hissettirmek kaygısıyla yaptığınızı düşündüğüm söylemlerinize, o öncelikle ruhu kıymet verdim, bu yüzden incelikli alaylarınızı cebime koyarak devam ettim,(düşüncelerimin aslında kendime ait olmadığı yönündeki söyleminiz de dahil) hala da ediyorum. Benim açımdan bu konuda hiç bir mesele yok. Şimdi, son yazınızdaki "alay" unsurunu bir kenara bırakarak anlatmak ve anlaşılmak isterim ki, düello talebim, talep içinde geçen "kuralsızlık, tahrifat vb" metodolojiler de yine bir neşe ve coşkudan gelmektedir. Aynı sizin ki gibi. Kişiliğiniz için söylediklerim de, aynı sizin Palavra'ya yaptığınız gibi bir ayna işlevi görüp, bir "ezber bozma" kaygısındandır, meselenin sayıların doğru yorumlanmasından çok , bir durumun değişmesi için meseleye yaklaşımdaki ruhun daha önemli olduğunu sezdirmek içindir...Kuralsızlığın serbest olmasını önermem, benim kuralsız yazacağım anlamız gelmez, gelmemeli...Bir meselenin ruhunun herkes tarafından görülebileceği ve sezilebileceği, tarih bilinci dediğimiz kavramın fetişleştirilmemesi gerektiği, bundan önceliklo olan kavramların olduğu ve gerekli zamanda bu kavramlara öncelik verilmesi gerektiği anlamına gelmeli... Sayılar bilimsel değilidir. en azından sayıların bilimselliğinin , sayıların işaret ettiği durumun "değişmesi" ile bir ilgisi yoktur. Sayılar, durduğun yere göre önem kazanır ve sayılar her zaman birlerinin aleyhinedir. Benim, ömrümün geri kalanında kendime destur edindiğim bakış açısı, en azından sayılarla ilgili olan kısmı budur... Düello ile ilgili kafamda bir konu var idi. Ortak bir konu önerecektim size. Sadece tek bir fotoğraf. Ama sizin yazınızı bekleyelim diye bir düşüncem var. siz de kabul eder ve isterseniz, sizin Ermeni meselesi ile ilgili yazacağınız yazıyı bekleyelim, siz görüşlerinizi yazın, (tüm kardeşliğimle söylüyorum ki "amatörce" diye düşünmeden ve hissetmeden yazın, zira sayılar önemli değil, hep bunu hatırlamaya çalışın), ben de kendimce düşüncelerimi yazayım. iyi geceler olsun, baki selam... Not: Yazınızı yayınlamadan önce koray75@gmail.com adresine, "Koray, yazıyı bitirdim, bu aralar yayınlanabilir" diye bir mail atarsanız çok iyi olur. |
barba / 27.05.2007 11:12:49 |
|
destur edindiğim= düstur edindiğim |
ters köşe / 27.05.2007 13:41:32 |
|
2 hafta yok oldum neler olmuş:))) ömer beycim benim anladığım şudurki. hanım arkadaşın derdi editör ile ve bir kaç değişik nick ile burada gibime geldi nedense?? yani derdi bir yolunu buşup madara etmek. altan, altmayan farketmiyor.. |
palavracı / 27.05.2007 19:06:31 |
|
bakıyorum kavga bitti fakat bana yumruk sallamalar devam ediyor. birincisi ben bir erkeğim (fakat bir beyefendimiyim hıyarın tekimiyim onu söylemeyeyim). burada kimseyle bir derdim olduğu için yorum yapmadım ve editör den palavracı ve başka nicklerle benden bundan sonra yorum yapmamam istenirse bu isteğede uyarım., tamam fikirsel olarak bu platformun çoğunluğuyla uymayabilirim fakat 40 ını geçmiş insanların fikirlerini değiştirmeye çalışmanın abesle iştigalden başka bir şey olmadığını da çok iyi bilirim onun için düşüncemi söyler geçerim, ben öymen beyin konuşmasında yakaladığım bir yalanı ortaya çıkartmak istedim(o konuşma daki diğer rakkamları biraz daha google da incelersem belki 1/2 yalan daha bile yakalayabilirim) ve karşılığındada sn barba nın yaklaşımını tarif ettiği bir yaklaşımla ömer beyi buldum. sanki öymen beyde yanlış bulunması kabul edilemez bir davranışmış gibi beni başka konulara çekip sizlere göre benim donanımsızlığımdan faydalanarak beni mars ederek yani rezil kepaze ederek susturmak istedi fakat avucunu yaladı.sizler çok donanımlı olduğunuz için herşeyin kesin doğrusunu bildiğinize inanıyorsunuz bense (bulduğu her bilgi parçasını/kitabı vs okumaya meraklı bir insan olarak) dünyada öyle fazla kesin doğruların olmadığına ve doğruların bile her an bir değişim içinde olduğuna inanan bir insanım. sn barba liberalizmin kolaycılık olduğunu sana istersen anlatabilirim diyor, oysa benim bu konulara girmeye hiç niyetim yoktu(şeytan la birlik olup birkaç laf etmiş olsam bile) ve bu yüzden ömer beyle ekonomi tartışmasına da girmedim(ekonomi okumuş bir kişi olarak), burada bir sürü insanın 4 senelik eğitim gördüğü , içindeki bazı tez/görüşlerin doğruluk ve yanlışlığını ispat etmek için seneler süren dr/prof tezleri yaptığı ekonomi veya liberalizm gibi bir konuyu nasıl tartışıp bir karara bağlayabiliriz.. liberalist olan chavezi sevmeyen öymen in yalan söyleyebileceğini düşünen herkes donanımsızdır tezi mi hakim burada??. sn ters köşe senin zekana her zaman saygı duyarım(yiğidi öldür hakkını yeme misali) bu dalaşma dünkü panoda başladı, benim ilk yorumumu ve ömer beyin karşı yorumunu oku, sonra (sende tepesi kolay atan birisin) konuyu/tartışmayı provokatif leştiren ben miyim ömer beymi kararını ver. bu konudaki kararını kabul edeceğim. haa bizim burada kurduğumuz bir fikir birliği/tekeli var ve bunu bozana karşıyız ve provokator ilan ederiz deniyorsa o başka ..bu durumda benim gibiler de karşı grup saldırılarından bıkarak yavaş yavaş kaybolur ve karşıtsız bir panonuz olur. herkese saygı |
ömer / 27.05.2007 21:14:46 |
|
Sevgili Barba ve diğer ilgiller...:)) 1) Neşeli halinle yazmış olman beni sevindirdi bende neşeli halimle cevap verdim zaten... 2) Temel tez Benim bir dizge etrafında bilgiye ulaşmak için provotif bir biçemi kasıtlı olarak yaptığım tezidir.Bu provokosyonda karşıt düşüncenin eleştirilmesi yerden yere vurulmasını da içerir. (ve elbet benim düşünceleriminde) ve bu hiç bir surette düşünceyi savunan (yanlış ve doğru) insanların kişiliklerine dil uzatılması neticesini doğurmamalı... Hele Dost tavsiyesi sizin için bir şeyler iyi olmaz gibi tuhaf yaklaşımlar kaçınılmaz olarak mukabele-i bilmisil hakkını beraberinde sürükler. Dahası olmayan yazılmayan şeylerin (Palavracıya: Aptal demiş olduğum ithamı) yazılmış gibi algılnamasını anlamam mümkün değil. 3) O kadar neşeli idiniz ki maşallah-Allah neşemizi eksik etmesin- herhangi bir yazarın yazdığı bir cümleye (bu yanlışta olabilir doğruda Palavracı ısrarla aksini savunsada...) bakıp her ikinizde Önce Öymen'in yalancı olduğunu onun bir cümleye bakarak niyetinin anlaşılabileceğini savundunuz. Bunun çok düşündürücü ve tehlikeli olduğunu insanları tanımadan yahut herhangi bir tezin bütünselliğine bakmadan o kişye ahlaki bir nitelik yüklenemeyeceğini ifade ettim (Bu tezde orijinal falan değil Barba..) Hırant davasınıda örnek verdim. Madem geçen tartışmaya bir atıfta bulundun Barba... Senin yorum panonda olan Atatürk Devrimleri için bunların devrim olarak görülemeyeceğini yazıp,benim eleştirimden sonra Ben böyle bir şey demedim demen...O panoları tetkik edersen bunu görürsün çok afedersin ama bu seni yalancı mı yapar? Eğer sizin mantığınızda hareket edersem pek ala yalancısınız der işin içinden çıkarım...Barbayı tanımayan insani yönünü ne olduğunu bilmeyen ben böyle bir değerlenirmeyi yapmaktan hicap duyarım. Bu bir sürçme olabileceği gibi unutkanlık en fazla olsa olsa kişinin kendi tezinde tutarsız olması demektir. Bu tutarsızlığıda yorum panolarında açıklama getirdim. Ama bu eleştirim sizin tarafınızdan itici ve incitici bulundu...Oysa o yorum panolarına ve bu yarrum panolarına da baktığında sizin hakkınızda benim kişiliğime söylenmiş onca söze rağmen zerre kadar kişiliğinizle ilgili bir değerlendirme göremeyeceksiniz... Bundan sonrada görmeyeceksiniz. Oysa yazdıklarınızı konrol ettiğinizde (ki etmenizi öneririm) insanları sevmemeyi bilmemememizden tutunda...ben yazmaya utanıyorum bunları... Kafa karışıklığı meselesine gelince... Merak etme benim kafam karışık değil... O tartışmada ve sonrasında aktif hayatımda da nasıl bir Cumhurbaşkanı ve nasıl bir Cumhuriyet istediğimi açıkça yazdım çizdim...Ama oradan beridir renginizi belli etmediniz? Şu şöylemi olmuştur böylemi olmuştur ben sonra söyleyeceğim vs vs.şeklinde açılım getirmeniz,yahut Fikret Başkaya ekolü bu konuda nihayi bir şey söyleyene kadar açılım getirip getirmeme sizin sizin takdiriniz olabileceği:))) bu konuda kafanızın karışık olması yahut fikrinizin netleşmemeside insani bir şeydir doğaldır... Ama sen merak etme benim kafam karışık değil... 3) Bir düello mevzuunu ortaya atan sizisiniz. Bende dedim ki işte meydan,eveleyip gevelemeye ne hacet... Bunun kuralsızlıkla olabileceğine işaret eden sizsiniz...Ben de ben ne şekilde olacaksa hazır olduğumu ister interaktif ister yazı vererek ( ve sizin seçeceğiniz konuda her daim her zaman hazırım yazıyı falan beklemeye gerek yok) ancak yazı vererek olması halinde uzun soluklu bir araştırma üzerinde (sadece kendim için) uğraştığımı programıma bakarak eylül ayında yetiştirebileceğimi söyledim...Sizin kuralsızlığı kural olarak önermeni kendi adıma reddetiğimi ama sizin pek ala belden aşağı vurabileceğinizi ifade ettim. E öyle bir şey arzusunda değilseniz ne diye kuralsızlığı önerdiniz. Bilimsel düşüncenin oya sunulmaması düşüncesi (orijinal olduğunu iddia etmedim ki...ne diye böyle bir şey yüklediniz bana onuda anlayamadım) genel bir kuraldır... Ha elbet konulabilir akademik bir disiplin içinde o bilimle uğraşanlar için bu gerekliliktirde... ( :))) Bu da orijinala değil) Şimdi fikri tartışma veya istişareyi Düello gibi fantaziyle süslemenize ben kızmadım ki bilakis hoşumada gider dedim ancak kuralsızlık anlayışınızı bende fantastik bir benzetmeyle Pusuya benzettim hepsi bu... E kurallı kuralsız istiyorsanız buyurun meydan dedim daha ne diyim:)))) 5) İlk tartışmada provokatif taraf olmanızı hiç bir surette eleştirmiş değilim...Ve hatta sizin düşüncelerinizin oluşumuna katkı sğladığını zannettiğim Fikret Başkaya ekolünede espirili bir şekilde gönderme yaparak o ekolden edindiğim bir kaç kitabı okuyup gerek kendi düşüncelerimi eleştirmem anlamında katkısı olduğunu ifade ettim. Yani öteki de ne diyor acaba diye düşünmenin ötesinde kendi adıma faydalı bir üretim oldu ve hatta Fikret Hocanın bazı çevirilerinin özellikle emperyalizme mücadele anlamda (sonra konuşmaya fırsat olur inşallah) çok yararlandım... 6) Palavracının ters köşeye cevaben verdiği yoruma bakınca doğal olarak kırıldığını üzüldüğünü anlayabiliyorum. Bu nedenle önce kendisinden kendi adıma bir özür dileyeyim sonrada kendisini eleştirmeye devam edeyim:))) P Bir değişik nik sorunu ters köşenin büyük bir sorundur... Bu yüzden seçilecek aynı nikle yorumlar yapmak daha faydalıdır. Diğer taraftan Öymeni eleştirmek başka adama bir paragrafa bakıp yalancı demek başkadır... Diğer taraftan ideolojik değerlendirmeler siyasette olur bu doğaldır. Aynısını liberalizm kapitalizm derken kendiniz yapıyorsunuz ve karşınızdakini anlamadan yafta yapıştırıyorsunuz. Bu rahatlığı kendinizde görürseniz başkasıda başka rahatlığı görür... Bana komünist deyip kestirip attırıyor,sonrada bak senin için iyi olmaz gibi tuhaf tuhaf şeyler yazarsanız,zekanızdan şüphe etmem hatta dolarizasyona verdiğiniz cevapta işletmeci olan siz tarafında ciddi ciddi işletildiğimi bile düşünür öyle cevaplar veririm... Herhangi bir okulu bitirip oradan diploma almanız neyi değiştirir? Bir fikir ifade etme anlamında buyurun ifade edin fikirleriniz. Aslında amatör bir nalbant olan beni bu şekilde aşağılamanız hoş olmamıştır:))) Yani şu bu meslek sahipleri kişsel bir saygısızlık yapmadan fikir ifade edemeyecekse ben bu ortamda bir dakika dahi durmam bütün özlemim buranın bir düşünce kulübü olması okuyan araştıran paylaşan üreten... Lay loy lom lay lom olacaksa ben bu işte yokum.... Diğer taraftan provokotif düşüncelerin başta şu dolarizasyon işi olmak üzere hepimizi araştıramaya sürüklemesini dilerim... Son olarak Sayın Barba neyi tartışmak neyi güreşmek neyi düello yapmak istyosan ben hazırım:))) Çok sevgiler saygılar herkese... |
palavracı / 27.05.2007 23:34:24 |
|
sn omer bey benim size verecek fazla cevabim yok zira verdigim cevaplar siz haric baskalarinida kizdirabiliyor ve provokator ilan edilebiliyorum buranin mentalitesine gore. dost uyarisini bir tehdit olarak algilamaniz akla uygun bir durum degil..(sonradan aciklamasini yaptim) diger benim haksiz olabilecegim sert mesajlarima gelince butun bunlar senin benim ilk mesaijima verdigin hakaret dolu mesajinin urunudur(kusura bakma seni tanimiyorum ama buradan komnist goruntusu verdin belki bu buradan tartisinca olbilcek kavram kargasaliginin bir goruntusu) sen beni yenilmis kabul edebilirsin benim icin hic onemli degildir sen buna gercekten inaniyorsan inan cunku cevremi mutlu gormek beni de cok mutlu eder. sn barbaya ilave mesaj:liberalizmden bahsetmisken sakin benim uslanmaz bir liberalist oldugumu sanma, ben herzaman kati ideoloilere karsiyim ve liberalizmin mukemmel bir sistem olduguna da inanmam fakat sadece su anki zaman ve mekan icinde ulkem icin en faydali sistemin liberalizm olduguna inanan bir insanim.sana baska bir ornek vereyim .. farzedelimki nuh peygamber gibi 900 sene civari yasadim. bu sure icinde libarelizm-kominuzm-krallik-monarsi vs gibi bi suru sisteme zamanzaman degiserek sempati gostermis bir insan olarak yasardim zira zaman ve mekan icinde kendime ve ulusuma fayda saglayacak sistemleri benimserdim ve ben her sistemin faydaliliginn ve gecerliliginn zaman ve mekan icinde degisebilecegine inanan bir insanim. hic bir zaman bir marx i veya bir hegeli veya bir kandt i kesin dogruyu soyleyen bir flozof olarak kendime bir idol olarak kabul etmem zorunlu kalsm bile en azindan 2 veya 3 unun soylediklerini karistirmadan kendime bir hayat felsefsi edinmem dolayisiyle 3 unu karisirdigin bir durumu zamanmizda tanimlayabilecek bir ideloji olmadigindan kendmi ideolojik olarak tanimlayamam fakat son 4/6000 yildir 2 arti 2 herzman 4 etmistir ve butun denklemler ayni sonucu vermistir benim rakkamsal ve aritmetiksel soylemimin nedeni budur. sn ters kosenin cevabini bekliyorum fakat sunu soyleyeyim ediye karsi bir kinim yoktur olamazda hatta ediyi taniyan/seven birisiyim ve edi benim kimligimi tespit edip ulan palavraci sikistim bi 10000 ytl ye ihtiyacim var gondersene derse kasamda var ise cek senet almadan gonderebilecek kadar ediye guvenen bir insanim(not edicim sakin isteme su an musait degil) herkse saygi |
barba / 27.05.2007 23:53:48 |
|
Ömer Bey, Mart tarihli tartışmamızdaki karşılıklı söylemleri buldum çıkardım, buyrun: 27.02.07- BARBA: … Peki acaba biz Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl bakıyoruz. Rejimin adından çok niteliğini ne kadar tartışabiliyoruz. Tartışamıyorsak neden tartışamıyoruz. Tartışmamızın engelleyen mekanizmanın temelleri ne zaman atılmıştır? Bu mekanizma, bu tartışmayı ve dolayısıyla en genel anlamda “demokrasiyi” engelleyen mekanizmanın temelleri ne zaman atılmıştır? Şu anda hangi surette, hangi yapılanmayı kullanarak hangi yaptırım gücüne sahiptir? 1923 ve sonrasında bir devrim mi oldu? Devrim yarıda mi kaldı?Yoksa sadece bir mekanizma el mi değiştirdi? Kimin açısından bakacağız?... …Özellikle Ömer bey bir kaç gündür bir şeyleri, bir insani alışverişi diri tutmaya çalışıyor ve müthiş aydınlık bir insan. Böyle olduğu için, varlığı için teşekkürler...Eh, belki de o da başka türlü olamadığı için böyledir :)… *********************************************** 27.2.2007 tarih ve saat 1.57:55 BARBA …Ancak benim genel düşüncem şöyle: Mustafa Kemal'in, belki de çağı gereği ve o zaman bu coğrafya da olanlar gereği yaptıkları "devrimler" ki ben hiç birini devrim olarak adlandırmıyorum… ********************************************* ÖMER: …Gene Koca Koca Tarihçiyim siyasetçiyim diyenlerin tuhaf açıklamaları ise bahsettiğiniz katılırım ama Türk Devrimi olmadı gibi bilim dışı bir düşünceye de katılmam beklenmesin.Mustafa Kemali eleştirelim,farklı tarihleri şunbları bunları eleştirelim ama bunları belge ile yapalım işi fantaziye döküp abartmayada gerek yok! BARBA: Söyleyeceklerim devam edecek ancak hala takip edenler var ise, ki başından beri takip etmediğin zaman artık takibi zor bir hal almış olabilir. Öncelikle tartışma buraya kadar iyi geldi ancak bence iki yanlış yaptınız. Bunlara yanlış diyorum, bu benim üzüldüğümden veya meseleden uzaklaştığımdan değil, ancak siz karşı görüşü meseleden soğutup uzaklaştırırsanız o zaman sadece sizin görüşleriniz kalır ki, bu da gayet güzel giden bir tartışma da istenmeyen bir durum olsa gerek. (Bana göre) yanlışlarınızdan birincisi, benim söylemediğim bir şeyi bana mal etmeniz. Ben bütün bu yazdıklarımız boyunca, Mustafa Kemal Atatürk yanlış yaptı demedim. Kemalizm yanlıştır demedim. Doğrudur da demedim. Siz diyorsunuz ki :"Mustafa Kemali eleştirelim,farklı tarihleri şunbları bunları eleştirelim ama bunları belge ile yapalım işi fantaziye döküp abartmayada gerek yok!Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur gibi ideolojik söylem bu gün için hepimize saçma gelebilir." Böyle bir şey benim söylediklerimi yansıtmıyor. Bana ne asil kan söylemi, ne de yurtta sulh cihanda sulh söylemi saçma gelmiyor. Tam tersine bu söylemleri gayet iyi anlıyor ve o tarihte, bir "dönüşüm" sürecinde yaşananlar, hele hele bir on yıl öncesine gidildiğinde panislamizm-panturkizm kavramları düşünüldüğünde gayet anlamlı geliyor. Ben "bu söylem yanlıştır, kötüdür" demedim, demiyorum da. Ama "iyidir" de demiyorum. Sadece tarihsel süreci anlıyorum. Özetle, benim dillendirmediğim, dahası niyetiminde bu yönde olmadığı bir konuda bir takım sözleri veya yaklaşımları bana mal ederseniz, ya da herhangi birisi herhangi birisine bunu yaparsa bir tartışma ilerleyemez. İlave olarak 200 yıl önceki meseleye bugünden bakarak bir yaklaımda bulunmadım. eğer deseydim ki "arkadaş, atatürk yanlış yapmış işte, görmüyor musun", o zaman haklı olurdunuz. Ancak ben ne böyle düşündüm, ne de böyle düşünmenize yol açabilecek bir söylem kullandım. Tam tersine, yeri geldiğinde ara özetler yaparak meselenin tarihsel süreçte ne olduğunu, bu tarihin bizim şu andaki seçim süreci tartışmalarımızda neden önemli olması gerektiği yönünde hatırlatmalar yaptım. İkinci olarak da "belge ile yapalım, işi fanteziye dökmeye gerek yok" söyleyişiniz. Siz de biliyorsunuz ki böyle bir söyleyiş iki yönden haksızlıktır. Birincisi, belgelere göre konuşan sadece siz değilsiniz. en azından böyle bir ihtimali göz önünde bulundurmanız gerekir. En nihayetinde hepimiz girip de Osmanlı arşivindeki bütün belgeleri inceleyip referans verecek durumda değiliz. Yaklaşımlarına güvendiğimiz tarihçi yazarları referans alarak fikirlerimiz çatıştırıyoruz. Elbetteki sizin de referans aldığınız yazarlar vardır. Şunu söyleyebilirsiniz bir de:" Ben Nutuk'u da baz alıyorum." Ben de o zaman derim ki Nutuk'da tarih yapıcı konumda olan Mustafa Kemal Atatürk'ün elinden çıkmıştır ve iyi/kötü taraflı bir şekilde yazılmıştır. Sizin de belirttiğiniz gibi taraflı olmak durumundadır, zira doğası bunu gerektirir. Zaten Kemalizm üzerine konuşabileceğimiz, döneme ait, Kemalizm'in ne olduğunu, ne olması gerektiğini, iyi/kötü yönde tahrifata uğramadan anlatan tek belgedir, ne yazık ki tek de kitaptır. Kanaatimce bu tarihsel süreçte bu durum da gayet anlamlıdır. Ancak siz bu görüşlere fantezi dediğiniz anda olay karşındakine kışkırtmaya girer, haksız yere kışkırtmaya girer ve ben genel olarak haksız şekilde kışkırtmaların olduğu tartışmalarda yer almamak taraftarıyım. Bu meslede kendimi yeterince ifade edebldiysem tıkandığımız noktaya geleli. Mesele "devrimdir" "devrim değildir" düşüncesinde kilitlenmiş gibi duruyor. Ben bu konuya 1918-1923 arasındaki süreç hakkında düşündüklerimi söyleyerek, daha sonra da sizden düşündüklerinizi dinleyerek bir son verme taraftarıyım. Şunun için son verelim diyorum, biraz birbirimizn söylediklerini zamaniçinde düşünelim, sindirelim, yeri gelirse tekrar konuşalım. Biraz da olayı günümüze getirelim... sanıyorum ki "devrim" kelimesinde tıkanmıyoruz, ikimizde bunun altının nasıl doldurulduğuyla ilgileniyoruz. Yani "devrim" diye andığımız şeyler neydi, bu şeyler, toplumun hangi kesimize, sosyolojik/kültürel/ekonomik yaklaşımlar ve kaznımlar sağlamıştır, kimlere bir şey asağlamamıştır, kimlere kaybettimiştir. Herhalde altının bu şekilde doldurulması gerektiği konusunda hemfikiriz…. "Türk devrimi olmamıştır diye bir ifade benim cümlelerimde geçmemektedir. Benim söylediiklerim olmuş mudur, olmamış mıdır, hangi parametrelerle değerlendirilmesi gerekir...Ben bunları devrim olarak düşünmüyorum. Benim devrim kavramına yüklediklerimle şu şu sebeplerden dolayı uyuşmuyor. En genel anlamda 1923 sonrası toplam kaznımların hakça paylaştıtırlması yapıl(a)madı. Demek istediklerim özetle bunlardır. ÖMER …27.2.2007 tarih ve saat 1.57:55 de yapılan yorumunuzun ikinci paragrafında Bu devrimlerin devrim olarak nitelendirilemeyeceğine ilişkin yorumunuz olduğu üzere benim yorumum aksi görüşte olarak yapılmıştır. |
barba / 28.05.2007 00:06:08 |
|
Bu yazışmlara, siz de ""benim şu düşüncem bir tartışma etiği açısından eklenmeliydi, bunu eklememiş" diye düşünüp eklemelerde bulunabilirsiniz, ben kendimce önemli olan söylemleri aldım... İmdi, demişsiniz ki: " ömer / 27.05.2007 21:14:46 Madem geçen tartışmaya bir atıfta bulundun Barba... Senin yorum panonda olan Atatürk Devrimleri için bunların devrim olarak görülemeyeceğini yazıp,benim eleştirimden sonra Ben böyle bir şey demedim demen...O panoları tetkik edersen bunu görürsün çok afedersin ama bu seni yalancı mı yapar? Eğer sizin mantığınızda hareket edersem pek ala yalancısınız der işin içinden çıkarım...Barbayı tanımayan insani yönünü ne olduğunu bilmeyen ben böyle bir değerlenirmeyi yapmaktan hicap duyarım. Bu bir sürçme olabileceği gibi unutkanlık en fazla olsa olsa kişinin kendi tezinde tutarsız olması demektir. Bu tutarsızlığıda yorum panolarında açıklama getirdim. Ama bu eleştirim sizin tarafınızdan itici ve incitici bulundu...Oysa o yorum panolarına ve bu yarrum panolarına da baktığında sizin hakkınızda benim kişiliğime söylenmiş onca söze rağmen zerre kadar kişiliğinizle ilgili bir değerlendirme göremeyeceksiniz... Böyle söylemişsiniz. Şimdi şöyle başlayalım. Sizin işaret ettiğiniz, benimse söylediğimi kabul edeceğim söylem şu şekildedir:"27.2.2007 tarih ve saat 1.57:55 BARBA …Ancak benim genel düşüncem şöyle: Mustafa Kemal'in, belki de çağı gereği ve o zaman bu coğrafya da olanlar gereği yaptıkları "devrimler" ki ben hiç birini devrim olarak adlandırmıyorum… Ben bunu dedim. O zamanda da, bu zamanda da bunu söylediğimi kabul ederim ve ediyorum da. Ama siz bunun üzerine, hem de benim "kavramların altının doldurulmasının gerekliliği konusundaki defalarca söylemimden sonra bu sözümü alıp da "ama Türk Devrimi olmadı gibi bilim dışı bir düşünceye de katılmam beklenmesin.Mustafa Kemali eleştirelim,farklı tarihleri şunbları bunları eleştirelim ama bunları belge ile yapalım işi fantaziye döküp abartmayada gerek yok!" derseniz meselyi hem ruh olarak , hem de dil olarak saptırırsınız, ki ben de daha sonra gerekli tepkimi gerekli dille verdim. İkinci olarak da, hiç bir söyleminiz beni ne o zaman, ne de bu zaman incitmedi. Bunun için gerekli açıklama o yorum panosundaki son mesajımda var. |
barba / 28.05.2007 00:24:55 |
|
Yukarıdaki son mesaajınızda ise "Oysa o yorum panolarına ve bu yarrum panolarına da baktığında sizin hakkınızda benim kişiliğime söylenmiş onca söze rağmen zerre kadar kişiliğinizle ilgili bir değerlendirme göremeyeceksiniz..." Şimdi o yorum panosunda bir kere sizin kişiliğinizle ilgili tek bir değerlendirme yok. Varsa buraya çıkarın, yazın. Varsa bu panoda vardır ki var. Sizin kaçırdığınız mesele şudur: Sizin Palavracı'ya ilk giriş yorumunuz, niyet ne olursa olsun azar ve alayı içermektedir. Siz bunu provake edip ezber bozmak ve/veya başka yaklaşımlarla ve niyetlerle açıklayabilirsiniz. "Onun gibi davranıp nasıl bir şey olduğunu görmesini istiyorum" diyorsunuz. Ben de size aynı şeyi yaptım, sizin gibi davranıp nasıl bir şey olduğunu görmenizi istedim. Ama bunu benim yöntemim olduğu için değil, siz bu yöntemi savunduğunuz ve savunduğunuz bu yaklaşımın sonuçlarını görün diye. Bence sorun şudur: Sizin ilk yorumunuzda alay ve azar var mıdır? eğer varsa bu kişiliğe saldırı veya meseleyi kişiselleştirmek midir?... Bence orada alay ve azar vardır, niyet ne olursa olsun vardır ve bunun size istenilen sonucu getirmediği benim açımdan aşikardır. Adrenalini yüksek tartışmalar ve böylece doğacak fikir çatışmaları isteğinizle bunu yapıyorsunuz, bu sizin yaklaşık olarak söyleminiz ama ben sizin ilk yorumunuzdan sonraki karşılıklı söylemlerde bir fikir çatışması göremiyorum... Peki alay ve azar meseleyi kişiselleştirmek ve/veya kişiliğe bir saldırı mıdır, kişiliğe söylenmiş bir söz müdür. Kişiliğe söylenmiş bir söz değildir ama kişiliğe saldırıdır. Bu konuda (isterseniz buna tabu da diyebilirsiniz) söyleyecek ilave bir sözüm yoktur. Orada gördüğüm şey alay ve azardır. "Hayır, ben Palavracı'yı azarlamadım ve onunla alay etmedim" diyebilirsiniz, o da sizin tercihiniz olacaktır. |
barba / 28.05.2007 00:50:59 |
|
Benim yaptığım şey de; sizin yönteminizle provakasyon veya karşındakinin söylemini kullanmaktır. Sizin kişiliğe yukarıda bahsettiğiniz şekilde saldırdığınızı düşündüğümden, hala da öyle düşündüğümden, sizin yönteminizi daha uç bir örnekle size göstermek, ama dediğim gibi, ben bu yöntemi uygun görmüyorum. Bir önceki yorum panosuna dönersek, ben o kadar uzlaşmacı bir dil kullandıktan, kavramların içinin doldurulması gerektiği konusunda bir kaç kere ara özetler geçtikten, ve amacın doğru soruları sorarak bir cumhuriyet geleneği tartışmasından ve rejimin adı değil niteliği tartışması gerekliliği konusundaki söylemimden sonra, "bahsi geçen devrimler ben devrim olarak adlandırmıyorum" dediğimde, "türk devrimi olmamıştır"a çevirirseniz, bilimsellik dışıdır derseniz, fantazidir derseniz buna göre bir karşılık alırsınız. Peki ya ben "antiemperyalistlik söylemleri ve devrimler diye anılan meseleler bir safsatadan ibarettir" deseydim, "hepsi düzen partisi olduktan, hepsi devlete eklemlenmiş muvazaa partiler olduktan sonra bu tartışmalar havanda su dövmektir" deseydim nasıl bir karşılık alabilirdim. Devrim kelimesinin ve kavramının bir bilimsel tahlili, bir de insan zihni üzerindeki etkisi, son söylediğime bağlı olarak da bir dili ve ruhu vardır: 1)Devrim, eskiden bir kopuşu gerektirir. Evet, bir burjuvazi yaratılmıştır, ama bu tepeden inme ve devlet kontrolunde yaratılan bir burjuvazidir. Benim tarih okumalarıma göre, bundan daha önemli bir gerçeklik vardır Türkiye tarihi için ki, o da bir modernitenin yaşanmadığı, devlet aygıtının 1908'den gelen bir süreç ekseninde el değiştirdiğidir. Bilimsel tahlili en genel söyleyişle budur. 2) Biz antiemperyalisttik dediğimizde, biz nice devrimler yaptık dediğimizde "şöyle düşünüyor ve hissediyoruz. Yeni, kutsal, insanlar ve insanlık için, tük insanı ve halkları için müthiş kazanımlar elde ettik. ama şimdi yok bunlar, baksana Tayyip'e, vatanı sattı.Ah, Kurtuluş Savaşı ruhu, ah o cumhuriyetçi, vatanı kurtarıcı ruh yok artık, kalmadı." şeklinde hissediyoruz. Daha da önemlisi, "devrimler yaptık, biz aslında böyle bir neslin evladıyız" şeklinde ulusal söylemler (ulusalcılık safsatası düpedüz milliyetçiliktir dersem ne olacak) aklmızıa geliyor ve reflekslerimizi belirliyor. Peki biz zamanında böyleydik de, cvelev ki böyleydik de nasıl bu hale geldik? Bu soru yok ortada. İşte bu söylemler bu soruların düşünülmesi ve sorulmasını(yasalardan ve toplumun dışlamalarından bahsetmiyorum bile) engelliyor. Kaldı ki siz "1920 ve sonrasında yapılan düzenlemeler bir bürokrat-tüccar-toprak ağası burjuvazisi oluşumuyla sonuçlanmıştır" bile diyemiyorsunuz. Siz "bol kaynak, artı değer, paylaşılacak bir zenginlik varmıydı ki paylaşılsın" diye bir söylemle geliyorsunuz ki bu arguman sizin "toplumlar sınıflardan oluşur" düşüncenizle çelişiyor. Yani, türkiye2nin sınıflı bir toplum olduğunu kabul ediyorsanız Türk burjuvazisizin hangi tarih aralığında ve hangi süreçte yaratıldığını da anlatmanızı isterim... |
barba / 28.05.2007 01:09:48 |
|
Son olarak da; Ben Altan Öymen'in yalancı oluğunu söylemedim. Palavracı'nın bana hoş gelmeyen tüm söyleminin yanında bahsettiği mesele önemli bir meseledir, yani ve günümüzden bulup çıkarılan sayıların belli bir söyleme yönelik kullanılması meselesini işaret eden bir ruh hali kıymetlidir dedim.Ondan sonraki hiç bir söylemine ve fikrine katılmadığımı da belirttim. Kaldı ki zaten kendisi sayısal bir hata yapmış, hatırladığım kadarıyla kendisi de kabul etmiş. Palavracı'nın son yorumlarını okumadım. Kensine söylemek istediğim bir şey olursa yarın söyleyebileceğim. Son olarak da, kuralsızlıkk önerirken bir meselenin ruhunun da önemli olabileceğini, hayatı yalan olan bir insanı sizden çok daha fazla sevebileceğimi, "devrim olarak adlandırmıyorum " "devrim olmamıştır"a çevirmenizin adil bir yaklaşım olmadığını, bir kitapta suç unsuru arayan bir hakim yaklaşımı olduğunu belirtmek isterim. Düello konusunda da, meselenin bende yarattığı can sıkıntısıyla şu anda yanlış ve kırıcı bir şey söylemek istememden dolayı önümüzdeki günlerde cevap vereceğimi söylemek isterim. İyi geceler... |
palavracı / 28.05.2007 01:36:09 |
|
sn barba. benim kabul ettigim hata oymenin yalanciligiyla ilgli bir hata degil. o iddia halen devam ediyor benim hatam suriye petrolleri tamamen turkiyenin olsa idi milli gelirimize yapacagi katkiyla ilgili rakkamsl bir hata idi(bir carpim hatasi) oymenin yalan veya yanlis bilgi vermis oldugu iddiam halen devam etmekte |
barba / 28.05.2007 01:52:53 |
|
hayatı yalan olan bir insanı sizden çok daha fazla sevebileceğimi, diye bir şey söylemişim. "hayatı yalan olan bir insanın söylemlerine herhangi birinin doğru söylemlerinden daha fazla önem verebileceğimi şeklinde düzeltiyorum. |
ters köşe / 28.05.2007 09:10:58 |
|
Hay Allah ben de konunun içine girmiş oldum demek.. Benden cevap beklediğini söyleyen palavracı arkadaşı ( iltifatları ile içsel yelkenlerimi yerle bir etmek istemediğini umarak) cevapsız bırakmayayım. Öncelikle sizing atışma kıvamındaki konunuza diyeceğim pek bir şey yok. Çıkan petrol 6 ton olsa ne olur 60 ton olsa ne olur.. ben burada petrolün kantarına değil, sadece meclisten geçen yasanın neticesine ve niyetine bakarım.. eğer böyle bir yasa yoktur, bu palavradır, dense idi o zaman hakkaten altan öymen’e ben de palavracı, hatta adi provakatör şey. Derdim.. BU yalan mıdır? Benim merak ettiğim budur. Gerisi ayrıntıtir. Süsleme ve abartı sanatıdır... reyting için mubahtır.(bencileyin yani) Sonrasında, konuya sayfalarca yorum girildikten sonar daldığımdan genel olarak konuyu kavramaya ve detay akademik atışmalar kısmına fazla takılmadan baktım. 10 gündür nete girmediğimden 10 günlük gazette gördüğüm bazı çıkışları bu çıkışmalar ile birleştirince aynı kişinin KM de azası gelmiş olarak yorumladım.. (buna pengunun tavsiyesi ile, yorumlara bir bütün olak göz gezdirmece neticesi varılan varsayım da denebilir.). Ömer bey’in beni onikiden vurduğu nokta, palavracıya. Sana senin lisan-ı munasibi ile konuştum ki anlayasın demesidir. Ben de genellikle bunu yaparım..oysa ömer’in tarzı bu değildir, son derece akademik ve rapor gibi yapar yorumunu. genellikle ve bu tarzı kendime yakın bulurum..buldum.. Kızıp gitmesin diye de (arada yapıyor) takma arkadaş, sana takası yok tonal nick ile genele takmış dedim. (Genel de bence edidir).. kim olsa derdim. tabi kimin kim olduğumu bilmem durumunda başka türlü derdim. Yani hitabım palavracıyı yok sayıp Ömer diye başlamzdı.. tanıdığım kişiye doğrudan söylerdim... barbayı da tanırım, çok kzıdığını görsem ona da aynısını derim.. ama palavracı ben seni bilemedim. (Roth olma ihtimalini de es geçmiyorum bu sabah itibariyle... ancak bilmece çözesim yok) Sana hanfendi dedim, çünkü. Sadece kadınlar tartışma sırasında kişisel saldırılarda bulunur.. hanfendiler alt metin okumaya ve fikir dayatmaya bayılır.. Bariz örnek ‘ben öymen beyin yalanını 3 günde zor anlatabildim(anlatabildimmi halen emin değilim) ömer beye ve halen öymen i hatasız buluyor(yani 1 yalan 1000 yalan deyimini bilmiyormu).’ konuşurken ses tonu ile yazar iken parantez ile bunu yaparız.. Bakınız ben…kadınsı bir tartışma tarzın var diyelim o zaman.. Fiziksel çoğunluğa uyman gerekmez.. kim kiminle tam uyum halinde sanıyorsun. Ancak bir konuda hem fakir olmak gerek. O da öyle ya da böyle beş senendir burada duran seçimleri konusunda kendine saygılı, (insani kalitesi yüksek olan kişilerin olduğunu bizzat gözlerimle görmüş biri olarak) karı kız peşinde siteye takılmayan belli bir seviyede insanlar var burada. Fikirlerine uyulmasa da ben burada edi ye ve müdavim okurlara ve hatta yazarlara laf söyletmem.. kafam almasa da ettirmem.. buda benim takıntım diyelim.. zart diye taraf olurum böyle durumlarda.. tepem kolay atar haklısın hatta buradan bakılınca tepem sürekli atık bile deneblir (Oysa salmış, yayılmış neşeli bir tipim ama neyse...) Soruna ömer bey diyemeceğim çünkü o akıllı bir hukuk adamı olarak kendini senin dilinden konuşuryorum diyerek temize çıkarmış.. fikir birliği felan yok.. ömer bana az mı fırça kayıyor sanıyorsun.. az biraz vatana duyarlı ol!!! Felan diyor.. haklı, ama ben olamıyorum. Çünkü kendimi turist konumuna çekip bu saçmalıklar diyarında anca rahat ettim.. karşı olana ben karşı değilim.. hatta dinci kkk kardeşe bile kucak açtım. Benim derdim sadece ve sadece özgün olmayan fikirlere ve google copy paste kişiliklere. Fikir senin olsun başka olsun canımı ye.. fikirler olsun panolar şenlensin.. ancak dincilere ve aşırı milliyetçilere (bu anlamdakürt türk aynı kefede bana gore) sinir olurum. Sanki bayrak sadece onların sanki sadece onlar müslüman böyle tipleri tepelerim. Neyse uzatmayayım.. ben nick e ömer in de dediği gibi gıcığım. Buna da çok hakkım var. Edi bu konuda demokrat olabilir. Ben demokrasinin bu millet için uygun olmadığını savunan biri olarak. Ve hatta kenimi kabak gibi ortaya koymuş biri olarak nick arkasına saklanan gıcığım.. ciddiye alamıyorum ve kolay harcıyorum bu da benim bir diğer zaafım.. ez cümle o haklı bu haksız diye bir yargıçlık yapamam.. ben soruma cevap alayım.. öenmli olan nedir.. 6 ton mu yasa mı?? öpüldünüz.. |
palavracı / 28.05.2007 12:09:00 |
|
bu koşenin silahşörlüğünü yapıyorsun galiba ters köşe, fakat kimin adına yaptığından emin değilim, edinin adına mı(pek zannetmiyorum) yoksa korumak istediğin bazı kişiler adınamı. sana bırileri haber salmış, bak ters köşe palavracı denen biri şu köşede ömer beyi hırpalıyor git sıvri dilinle ömer beye yardım et diye ve sen de silahşor olarak gelmişşin.beni laf salatasıyla bayan usluplu olmakla falan filan hırpalayıp rezil kepaze etmek niyetin beni bu çok belli ve hatta mide bulandırııcı. maksat ömer beyi korumak ve konuşma konusu hiç önemli değil. maskeli insanları sevmiyenlerin kendine maskesiz balolar rahatlıkla bulabileceğimi daha önce söylemiştim ama anlayana(eminim halen kim olduğumu merak ediyorsun fakat kişisel olarak tanıdığın birisi değilim emin ol) zaten sana zeki olma iltifatı yaptım fakat akıllı olduğunu da söylemedim. ilk yorumun beni edi ye gıcıklıkla suçlamanla başlıyor fakat biraz anlayışlı olan birisi benim karşı fikir yorumumun edinin yorumuna değil başka bir yorumcu tarafından edinin panosunda yayımlanan bir yazıyla ilgili olduğunu görür ve benimle edi arasında bir gıcıklık teorisi geliştirmezdi. benim ne muslumanlıkla nede aşırı milliyetçilikle bir işim olur hatta bu petrol yasasının doğruluk yanlışlığıda beni pek ilgilendirmez(yasanın doğruluğunu bilemem bu konuda karar verebilmem için 1 sene civarı araştırma yapmam lazım, yasada yanlışlarda var doğrularda ama neresi doğru neresi yanlış sana bilgi veremem fakat ömer bey gibi her konuda uzman bir isim seni bilgilendirebilir- büyük bir yetenek kendisi hem avukat, hem ekonomide bilinmesi gereken herşeyi biliyor ve eminim petrol konusunuda çok iyi biliyordur). ne ilginç yahu senin sevdiğin insanların söylediği yanlışlara yalan denmiyor)) buna yeni bir kelime icat etmek gerek türkçede.. sahi sana bu tip icatlar yakışıyor..,, daha öncede oyumu sol partilere veririm , ben bir muhafazakarım , türkiyedeki örf/adet gelenekler olmazsa bu ülke bozulur söyleminin sahibine her şey yakışır. sakın kimse ne alakası var sol ile muhafazakarlık ve gelenekçiliğin bunlar birbirine tamamen karşıt kavramlar demesin., ters köşe söylediyse bir bildiği vardır hem bugüne kadar karşıt kavram oldularsa bundan sonra neden kardeş olamasınki keratalar...
kesin olarak söyleyeceğim tek şey sarmış yayılmış bir tip değilsin , gerginsin ve kavga edecek yer arıyorsun, çok iyi laf giydirdiğini zannediyorsun ve bu özelliğinide sık sık kullanma içgüdüsü hallerindesin(burada yayınlanmıs bir kaç yazın bile sağa sola giydirdiğin laflarla ilgili).
ben öpsem mi saygı mı göndersem pek karar veremedim hadi her ikiside |
ömer / 28.05.2007 15:01:47 |
|
:))) En neşeli halimle PROVOKOSYONA DEVAM:p Bütün ilgilere... Önce Ters Köşe; Nasıl duygulandığımı anlatamam,Hele senin tarafından savunulmak beni nasıl tedirgin etti bilemezsin. Zira acaba kıyamet mi kopuyor diye düşünmeden edemiyorum. (Ne hainim gör işte..) :))) Sonra Palavracı; Kesinlikle bir işletmeci olarak beni işletmektesiniz.Ya da (du biraz daha aşağılıyım:P) sizin okul seni işletmeci oldun diye bi güzel işletmiş... Yahu Öymenin (zavallı adam) ahlaksızlığı kalmadı... (Barba yalancılığı bi yana ahlaksız erdemsiz... Gogelden öyle mi araklanır:) Öyle mi hesaplanır sayın Ahbiciğim ablacığım... Bir kaynağın üretim sürecine katmadan cımbızla alıp nüfusa bölünerek mi hesaplanır milli gelir. Yoksa o kaynak üretim sürecinde (emek+ sermaye piyasasında) yarattığı talep,arz ve talep arz... sarmalında beraber artı değerlerinin oluşumu sene sonunda kanditatif ölçü mü ile mi? Aha bize nalbantlık okulunda böyle öğretmediler... Barbaya, Gölgeler ve geçmişle boğuşuyosun.Ve hiç bir şey söylemiyosun... Sadece benim farezi düşüncelerimi kafanda olası ben olarak yarattığın biri ile mücadele ediyosun... Gölgelerle güreşiyosun... Şimdi ben sana senin önerdiğin yöntemi nasıl hayata geçireceğimi anlatayım... Kurallı olması gereken tartışmalar için YuSUF Besim Doğan adlı biri var ona bir şeyler söyletiyim Edi beğenirse yayınlasın beğenmezse çöpe atsın... Aha ne diceksen ister yorum panosuna ister karşı yazıyla cevap ver...(Bu arada Cumhur Hocanın sesizlik yöntemi benimsenecek) Kuralsızlar diyordun ya göz möz oyulacak; Aha Rıza Ruhi amicama söyleyip Cumhurbaşkanlığı Seçimi Öyküsünü yeniden yazmayan namerttir. Hepiniz orada karekter olucaksınız (Palavracı adın orada böyle anılacak...) Ahayada dava açmassanız...:))) Ya karşı öykü yazarsınız ya da yazmassınız... Madem kuralsız dedin bana yapacak bir şey bırakmadın Barba...:))) (NOT: Öykülerin sonunda dava açmak isteyen kimliğini ortaya çıkarmak zorunda... Dava açmak isteyenlere ucuza avukat bulunur) Yorum yapmak için üye olmak zorundasınız... Sıkıysa Ediye para vermeyin... Elimden gelen bu dur... :) Şimdilik kapattım konuyu gittim... İşler var... |
ömer / 28.05.2007 15:07:16 |
|
Öymenle ilgili Barbanın yalancılığı erdemsizliği... devamında ... bi yana ahlaki eğilimlerini bir cümlede değerlendirmiş.) olacaktı.düzeltirim |
palavracı / 28.05.2007 16:04:30 |
|
yazında bana maskeli palavra diyebilirsin(palavra yı sen tavsiye etmiştin maskeyi de ben takmışım zaten - yarası olan gocunur). yazında bana hakaret edersen bende edinin köşesinde karşılığını veririm. edi köşesini mühürlerse bizde km okumayız ve yazılanları görmeyiz sende arkadan atar tutarsın yakıştırabilirsen kendine..
altan öymenin cümlesini tekrar koyuyorum buraya:''
''Biz bu işi incelerken bir de baktık ki bu arazinin hemen karşısında Kamışlı’da, Suriye’de günde 600,000 varil petrol çıkıyor. Türk sınırına 300 metre mesafede'' suriyenin kamışlı bölgesinde günde 600000 varil petrol çıktığını söylüyor, halbuki suyiyenin toplam üretimi 450/550000 varil civarı. suriyenin gerçek toplam üretiminin 600000 varil/gün olduğunu da kabul edelim ve siz şimdi karar verin buna yanlış mı yalanmı yoksa doğru mu dememiz gerekiyor. yanlış/yalansa argümanını sağlamlaştırmak için yanlış istatiksel bilgi kullanmaya girmiyormu bu. bu etikmidir?? benim yorum yaptığım konunun özü budur, benim yorumumun lozanla,osmanlı vergileriyle , öldürülen kızılderililerle, çıkarılmaya çalışılan petrol yasası nın doğruluk derecesi ile, zeka/akıl kırpıntısı gösterisi yapma amacı ile, chavezle , kamulaştırmaya ,dinle,imanla,milliyetçilikle ,liberalizmi sizlere kabul ettirmek amacı ile falan filan yakından uzaktan bir alakası vede ilgisi yoktur....
altan öymeni bu sitede eleştiremezsin diyorsan bende burası senin siten değil diyorum. editör söylerse hemen çeker giderim.
beni ufacık bir konudaki yorumumdan dolayı başka yönlere çekersen ve hakaret edersen hem karşı yorum alırsın hem karşı hakaret.
üye olmamamın da editöre para ödememekle bir alakası yok. maskeli palavra kimliğimi gizli tutacak şekilde bir yol bulsun parada ödeyeyim edi ye ben.(maskesizlerin girebildiği mühürlü panolarda hem fazla yorum göremiyorum hemde yorum yapma ihtiyacı duymuyorum)
aşırı dindarlar namaz kılmayana/alkol alana vs pek höşgörülü bakmazlar ve uzak dururlar(hatta mekruh gibidir onlar dindarların gözünde), sizlerde burada bazen aşırı müslümanlara benzeşiyorsunuz davranışşal olarak(düşünce ve inançlarınız ayrı olsada), eğer birisi sizin düşünce kulvarını temsil ediyorsa , o adama karşı her türlü eleştiriye bir koyu dindarın ateiste verdiği katı tepkye benzer bir şekilde karşılık veriyorsunuz. fakat nasıl oluyorsa hem aşırı dindarlar hem sizler çok hoşgörülü ve herkesin fikrine ve yaşam tarzına saygılı olduğunuzu düşünüyorsunuz.
ben yazmaktan ve okumaktan bıktım kapatsak bu panoyu artık
herkese saygı
|
ömer / 28.05.2007 16:42:37 |
|
Hiç hoşgörülü değilsiniz yazık! Sadece kendi yazdıklarınızı okumanız gibi bir sorununuz var... Neyse ben boşa kürek çekiyorum... Ters Köşe benden bu kadar... :))) Buralarda bir şey üretmenin ve dolaşmanın bir mansası kalmadı... Herkese sağlıklı ve başarılı bir yaşam temenni ederim. |
palavracı / 28.05.2007 17:16:06 |
|
sn ömer bey. benim yüzümden veya benim başlattığım bir tartışmadan dolayı burayı terketmenize gerçekten üzülürüm. siz buraya benden daha fazla aitsiniz. herkesi değiştirmek zorunda değilsiniz ara sıra veya sık sık benim gibi taşkafalılar ın(bunu inatçı karşıtları vurgulamak için söylüyorum laf atmak anlamında değidir bu taşkafa kelimesi) karşınıza çıkabileceğini varsayarak siz sitenize devam edin lütfen. ben de zaten kolay kolay yorum yapmam birdaha. |
ters köşe / 28.05.2007 17:42:20 |
|
iyiliğinizi versin emi... palavracı sana tek diyeceğim kimse bana koş ömeri kurtar demedi.. bunu da nereden çıkardın.?? ayrıca ömeri kurtarmama ne gerek var?? o kendini savunan biri. ben sadece yazarları kollarım dedim.. ayrıca ömerin benden ve fikirlerimden hiç hoşlanmadığını düşünüyorum.. ama olsun.. benim gibi dalgacı birini sevmemesi normal.. o herşeyi ciddiye alan biri.. ben ise herşeyi hafife alan biriyim.. gerçekten salmış bir tipim.. genel geçer kuralları pek takmam..ya da hiç takmam. yazılarımda genel olarak ortaya çıkan manzara budur.. kavga değil. eğer biri saçmalıyorsa ona saçmaladığını, ondan beter saçmalayarak göstermek gibi bir tarzım vardır.. kesinlikle kavga etmem.. sesimin tonu bile yükselmez.. neyse.. geleneklerimize ve törelerimize gerçekten hayranım.. bizi biz yapan tek şey budur.. elle tutulur ve bizi zamk gibi bir arada tutan budur..bunun muhafazarkarlıkla (senin anladığın anlamda) bir alkası yok.. ne alaka??.. bazı değerlere bağlıyım o kadar.. dinden de daha üstün görüyorum geleneklerimizi.. aşure ayında aşure yaparım. ama bunu bilmem ne peygamber dedi diye değil, komşuma bir tebessüm, bir tat verebildiğim için seviyorum.. Tanrı bunu göremiyorsa ben ne yapayım??? neyse sıkıldım.. kendimi niye anlatıyorum ki.. hayret bişiyim:))) bişi sorcam? ikiniz de gittiniz mi??? hayretsiniz.. diyoruum... ordan git burdan git sonu yok mirim:))) |
palavracı / 28.05.2007 18:14:22 |
|
sn ters köşe ben gitmedim, fakat ömer beyin gitmesine sebep olacaksam ben giderim veya bir daha ona karşı yorum yapmam(karşılıklı tabiiki). bende bir çok geleneklerimizi çok severim bu konudaki düşüncelerine genel anlamda katılırım (fakat birçok kötü geleneklerimizin olduğunuda unutmamak şartı ile), bu konuda yorum yaptığınız da hatırladığım kadarı ile aynı zamanda muhafazakarım lafını da kullanmıştınız benim taktığım buydu. geleneklerimize gelince , 20/30 sene önce beni kavga ederken babam yakalasa ayırır ve 2 tokat bana 2 tokatta diğer çocuğa patlatırdı kavga ettiğimiz için(şu an bu gelenek pek kalmadı galiba şu anki babalar bu tip durumlarda sadece diğer çocuğu pataklıyor-tabiiki istisnalar mevcut) . sen yoldan geçerken ömer beyle bizi kavga ederken gördün fakat bütün yumrukları bana sağladın gibime geldi., 2 yumruk bana 1 yumruk ta ömer beye atsan oda kabulum olurdu belkide:)))
ben kendi adıma ömer beyden ve ilk mesajımdan dolayı senden özür diliyorum ve ömer beyin gerçekten kalmasını diliyorum ve ben şahsen bu panoda daha hoşgörülü bir ortam görene kadarda yorum yapmayı düşünmüyorum. herkese saygılar |
ömer / 28.05.2007 18:50:30 |
|
Yok bi yere gitmedim... Yazıları vericem Cem beğenirse yayınlarsa mesele yok, isteyen istediği gibi yapar... Okuyan okur okumayan okumaz... Sadece Palavracı'nın kırılmasını arzu etmediğim için mizah öykülerinde karekter olmayacak ama Ters Köşe hiç şansın yok!:))) Bekalım nasıl aşure yapıyormuşsun görürüz. :P Barba itiraz etmiyorsa mesele yok...! İtirazı şimdiden kabulümdür... Sadece bu son yorumum daha yorum yok bundan Böyle benim tarafımdan Cumhur Hoca'ının seçtiği yöntem seçilecek Herkese hşgörü ve esenlik dilerim... |
palavracı / 28.05.2007 19:48:43 |
|
sn ömer bey. ben öykünde varolsamda varolmasamda umursamam, benim aklıma ve zekama hakaret etmediğin müddetçe her türlü dalga geçmeye benden sonsuz hoşgörü.. ben bu panoyu kapattım . saygılar |
ters köşe / 28.05.2007 19:54:21 |
|
ikinizi de öptüm.. ne zaman isterseniz (ikinize de) size aşure yaparım.. ben dolma saran, karnıyarık yapan biriyim. tiki yemeklerden hiç anlamam..)) menüde bunlar var:))) buyrun.. |
barba / 28.05.2007 20:34:33 |
|
ömer / 28.05.2007 15:07:16
mesajı tam yazar mısınız
|
barba / 29.05.2007 23:41:08 |
|
"herhangi bir yazarın yazdığı bir cümleye bakıp her ikinizde Önce Öymen'in yalancı olduğunu onun bir cümleye bakarak niyetinin anlaşılabileceğini savundunuz." Hayır, böyle olmadı, palavracı'nın ilk söylemi Suriye veya her neredeyse oradaki petrolle ilgili söylediği şeyin palavra olduğudur. Öymen'e palavracı dememiştir. Hatırlatma: Benim müdahelem sadece Palavracı'nın ilk söylemi ve onun karşısında sizin aldığınız tutumdur. sonra tartışmanın bir sarmala girdiğini, benim öyle gördüğümü ve bunda dahil olmadığımı belirttim. Dolayısıyla palavracı'nın ilk söylemi için, ne benim ne de palavracının "Öymen yalancıdır" iddiası yoktur. Sonrası palavracı'yı bağlar, beni değil. Genel düşüncem de şudur, eğer ki hükümette genel başkan vekilliği ve milletvekilliği yapmış bir insanın bu sayıları yanlış bilmek gibi bir lüksü yoktur, olmamalıdır. Benim için bu konumda bir kere gelmiş bir insanın yapacağı böyle bir hata ya maniplasyona, ya da kolaycılığa girer ki her ikisi de bir ahlaki düşkünlüğe denk düşer. Ancak üç mesele var; birincisi ben bunu savunmadan önce iyice araştırırım, bir kaç kaynaktan araştırmaya çalışırım. İkincisi;gayrisafi milli hasıla meselesi, eksik gösterilmiş de olsa Ömer bey'in yaklaşı şeklindedir, düşüncem bu yöndedir; üçüncüsü ise ankaranın göbeğinde senede 100 milyar dolarlık petrol olsa dahi benim için önemli değildir. Bütün borçlarınızi siliyorum deseler, bir anlık göreceli bir varsıllıktan sonra herşey aynı tas aynı hamam devam eder. Bu noktada Ömer Bey'in bahsettiği duyun-u umimiye de miras kalan borçların sürekliliğ, devamı geliyor, lozan'da bunun ödenmesi geliyor ki, hani biz kazanmıştık, hani biz devrim yapıp eskiden bir kopuş yaşamıştık. Hem emperyalistlere karşı tarihte ilk antiemperyalist mücadeleyi verip yurdu kurtardıysak, emperyalistler tarafından tanınmak isteği, egemenliğimizi tanıdılar sevinci de nereden gelmektedir düşünülmeye değer. |
barba / 29.05.2007 23:44:58 |
|
"Oysa o yorum panolarına ve bu yarrum panolarına da baktığında sizin hakkınızda benim kişiliğime söylenmiş onca söze rağmen zerre kadar kişiliğinizle ilgili bir değerlendirme göremeyeceksiniz..." Efendim açıkladım, cevap alamadığım için bir defa daha açıklıyorum. Önceki yazışmamızda kişiliğinizle ilgili bir tane değerlendirmeyi bulup çıkarın. Ben emek verdim, zaman ayırdım, söylemleri zaman sırasına ve söylemin ruhunca önemli gördüğüm yerleri ayırarak bir özet metin oluşturdum. Sizden ricam, bir musait zamanınızda, ilk tartışma panosunda sizin kişiliğinizle ilgili söylediğim tek bir söylem, söz, deyim, kinaye veya herhangi bir şey bulun ve yazın. Bir tane bulun, ben gani gani özür dileyeceğim. Son yorum panosunda kişiliğinize saldırdım. Ben bunu zaten kabul ediyorum ve sebebini ve niyetini de söylüyorum. |
barba / 29.05.2007 23:52:31 |
|
"Merak etme benim kafam karışık değil... O tartışmada ve sonrasında aktif hayatımda da nasıl bir Cumhurbaşkanı ve nasıl bir Cumhuriyet istediğimi açıkça yazdım çizdim...Ama oradan beridir renginizi belli etmediniz Kafakarışıklığı meselesi hakkında ilavem veya düzeltmem yoktur. O tartışmadan sonraki nasıl bir cumhuriyet istediğinizi burada yazmışsınız ama benim okumamış olma ihtimalim yok mu?.. Kaldı ki renginizi belli etmediniz demeden önce insan bir sormaz mı bir sıkıntın mı vardı, mesela sevgilin ayrıldığı için sen de ayrılmış mı sayıldın, bir sağlık meselesi, bir yaramazlık mı var...Böyle sorulduğunda, insana düşen de elbetteki eli yüzü düzgün bir cevap vermektir. en azından, hangi durumda olursa olsun, bir ses çıkartmaya gayret etmektir...ve aktif ahayatınızda ne yaptığınızı bilemiyorum. Aktif hayatınızı bilememem gayet doğal. Siz de takdir etmelisiniz ki benim de bir aktif hayatım var. |
barba / 29.05.2007 23:57:27 |
|
"Şu şöylemi olmuştur böylemi olmuştur ben sonra söyleyeceğim vs vs.şeklinde açılım getirmeniz,yahut Fikret Başkaya ekolü bu konuda nihayi bir şey söyleyene kadar açılım getirip getirmeme sizin sizin takdiriniz olabileceği:))) Efendim "Başkaya ekolünün" bu kounda bir açılım getirmesi durumu yoktur. Zira kendi söylemlerinde de meseleyi deşifre ve teşhir etme kaygıları dillendirilmektedirler. Entellüektel mücadelenin bu olduğu yönünde, en azından bir yönünün bu olduğu yönünde görüşleri mevcuttur. Ama demek istediğinizi anladım... |
barba / 30.05.2007 00:02:29 |
|
"Sizin kuralsızlığı kural olarak önermeni kendi adıma reddetiğimi ama sizin pek ala belden aşağı vurabileceğinizi ifade ettim. E öyle bir şey arzusunda değilseniz ne diye kuralsızlığı önerdiniz." Daha önce de açıkladığım gibi, meselelerin bir "bilimsel" tahlili vardır, (bilim kimin tekelindedir, iktisat ilmi kazananların değişse de kaybedenerin hep aynı kaldığı gerçeğini ussallaştırmak için icat edilmiştir gibi söylemlere hiç girmeden) bir de ruh. Yani tevatür. Yani yaşayanlar ve yaşayacaklar üzerindeki görünüşü, zihinlerde oluşturacağı görüntü. Gerçek ve görünüş de diyebiliriz. Daha önce de açılamaya çalıştığım gibi benim "kuralsızlık eksik ve saptırılmış bir söyleyiş bence, doğrusu hiç bir kural olmasın olacak" deyişim meselenin ruhunun, yani tevatürünün de en az "bilimsel" tahlil kadar önemli olduğunu ispata yöneliktir. |
barba / 30.05.2007 00:04:09 |
|
"İlk tartışmada provokatif taraf olmanızı hiç bir surette eleştirmiş değilim...Ve hatta sizin düşüncelerinizin oluşumuna katkı sğladığını zannettiğim Fikret Başkaya ekolünede espirili bir şekilde gönderme yaparak o ekolden edindiğim bir kaç kitabı okuyup gerek kendi düşüncelerimi eleştirmem anlamında katkısı olduğunu ifade ettim. Yani öteki de ne diyor acaba diye düşünmenin ötesinde kendi adıma faydalı bir üretim oldu ve hatta Fikret Hocanın bazı çevirilerinin özellikle emperyalizme mücadele anlamda (sonra konuşmaya fırsat olur inşallah) çok yararlandım..." Bu ve ilgili paragrafta, bulunduğunuz ruh durumunu ve söyleyişiniz yanlış yorumlamışım, yani kinayenin ve alayın altındaki ince sataşmayı kaçırmışım veya ilkini görmek istemişim. Bu konuda kusur etmişim. |
barba / 30.05.2007 00:17:59 |
|
"Gölgeler ve geçmişle boğuşuyosun.Ve hiç bir şey söylemiyosun... Sadece benim farezi düşüncelerimi kafanda olası ben olarak yarattığın biri ile mücadele ediyosun... Gölgelerle güreşiyosun..." Efendim benim bir şeyinizle boğuştuğu yok. en son boğuştuğum mesele sinema konusundaydı kendi içimde. sinema denilen ve en ağır, külçeli yorumların yapıldığı... neyse...Velhasıl, bir boğuşmam yok. Söz söylemeyi bırakmamak için, sizler de bir şekilde bırakmadığınız için kendimi zorlayarak devam ediyorum, aynı sizler gibi... Siz başka başka, türlü, cam cam, fanu fanus, billur billur çeşm-i bülbüller gibi bir insan olabilirsinzi. Dünyanın en şerefli adamı da olabilirsiniz, en şerefsizi de. Bilmek veya tanımak meselesi , sonludur ve ispat gerektirir. İspat edilen her şey gibi sonludur da diyebiliriz. Gölge ve geçmişi TC tarihi üzerinde durmamla ilgili söylediyseniz (ki tam anlaşılmıyor) evet, öyle yapıyorum, böyle yapmak zorundayım zira gölgeler ve geçmişler dedğiniz şey benim capcanlı, sıcacık karşımda duruyor... |
barba / 30.05.2007 00:19:08 |
|
"Öymenle ilgili Barbanın yalancılığı erdemsizliği... devamında ... bi yana ahlaki eğilimlerini bir cümlede değerlendirmiş.) olacaktı.düzeltirim" Anlamadım, anlamadığımı belirtip sormuştum, bununla ilgili başka söyleyecek ve soracak bir şeyim yok. |
barba / 30.05.2007 00:34:52 |
|
Cumhurbaşkanlığı için benim önerim, muvazaa partilerinin, yani danışıklı partilerin, denokrasi oyunun içinde olan partilerin önereceği isim ve sistemlerle benim bir işim yok. Gündemimde değil, sadece var olan söylemler "tarih bilinci" denilen meselenin ne kadar önemli, güzel, umutsuzluk ve umut verici olduğunu gösteriyor bana. Onun dışında benim cumhurbaşkanı adayım şöyle bir insandır: Hiç bir meseleyle ilgisi olmasa da, F tip cezaevlerine yönelik sürdürülmüş olan ölüm orucu sebebiyle devletle ve onun bütün kurumlarıyla yüzyüze, karşı karşıya gelmek zorunda kalmış, meselenin laik-antilaik, tirük-kürt-ermeni olmadığı gerçeğini her yanına nakış nakış işlenerek yaşamış, oğlunu-kızını ölüm orucunda yitirmiş bir annedir. Anayasa konusunda ise; anayasa şöyle olmalıdır, istediğim ve özlediğim şudur diye bir şey söyleme gereği duymuyorum. Zira iktidarı elegeçiren anayasayı hazırlar. Buna uyar veya uyamaz ama hazırlayıcısı iktidarı ele geçirendir. Değiştirmek için isyan ederken ki ruh hali ile iktidarı ele geçirdikten sonraki ruh hali ve hedefler farklı olacaktır. Ayrıca mesele anayasanın nasıl olması gerektiğinden çok bunun uygulanabilirliğidir, uygulanmışlığıdır. Egemenlik KAYITSIZ ŞARTSIZ milletinse 10 senede bir gönderilen titreşimler de nedir. "Milletimizin herzamankinden çok ihtiyaç duyduğu birlik ve beraberlik günlerinde..." Benim söyleyebileceğim bir anayasa, iktidarın değişmesi durumunda olabilecek bir anayasadır ve şu anda bir kaç maddesini yazarsam, mevcut anayasaya göre suç işlemiş olabileceğimden ve ayrıca önceliğim isyan ve değiştirme ruhunun yasaları olduğundan bir şey söylemek istemiyorum, söyleyemiyorum. TC meselesi de benzer bir alana giriyor. Bence hiç bir şey söylemiyor değilim ama sizin takdirinizdir... |
barba / 30.05.2007 00:46:31 |
|
Son olarak da; Bu kadar sözden sonra artık düello içimden gelmiyor, bu sizin veya başkalarının suçu değil elbette ama en genel anlamıyla içimden gelmiyor. Uzun zamandır sadece okuyorum ve seyrediyorum anlamaya çalışıyorum. Yani bu kadar söylemlerden sonra zaten azıcık kalmış bir meydan okuma ruh halini iyiden iyiye kaybettim. Siz ama bana bir hatırlatma yaparsanız çalışmanız bittiğinde, kıymeti olursa ben de diyeceklerimi derim. Ben de sizi tahrik edeyim o vakit; DEVLET gibi adamsınız, ne diyeyim... Ters Köşe ve Palavracı'ya selam. Palavracı, bir şey söyleyemedim, benim ortak olduğum, en azından yandaş olabileceğim kısım ilk söyleminizdi. Ters Köşe, bir çakmak kaybolsa benden biliniyor. Selamlar, iyi geceler... |